Ne çok vebal yüklediler omuzlarına
Adına Kızıl dediler o güzel insana
Hep kast edilmek istendi canına
Kendi yok, ahı var Abdülhamid'in
Korusa da onu, bir avuç inanmış şahin
Bak hele şu kefereye, gizli planları varmış
Bu nedenle Türkiye’nin başına ateş sarmış
Teröristlere arsızca, tonlarca silah atarmış
Planlarını başına sar, Allah’ım, Afrin’de
Diplomasi trafiği işler, NATO bin gazel okur
Ağaç
İki misal verir, insana
Yemyeşil haliyle
Cenneti hatırlatır
Yana ateşte, odun olur
Esinti mevcut
Mazimin derinliklerinde
Rüzgâr, efkâr duvarını aşıyor
Ücra köşelerime doğru
Nostaljik bir akarsu misali
Hayat saydamlarını delip geçerken
Kalbim dört duvarla çevrili
Tepemde kara bulutlar
Issız bir adada gibiyim
Dağılıp gitti; umutlar
Kozasına sıkıştı; ipek böceği
Uçup gitse de sözlerim
Yüreğimin saklındasın
Unutsa da gözlerim
Aklımın aklındasın
Geçiyorken aşkı uğruna aşık, canından feda
Kıyıya vurmuş balık misali çırpınıyor su da
Bu ne dehşetli ölüm, ne hikmetli bir veda
Bir ayrılığı fısıldıyor, tınısıyla aksiseda
Ne imdada zaman var, ne yapılacak dua
Ali İbrahim buyurdu; arzu kerimi haslet
Arayışa filiz sürdü; zat-ı sıfatıyla İsmet
Hayreylesin deryada; küllüsü birer Nimet
Belki vardır; yaradandan yana akti Hikmet
Baba İbrahim zerre oldu, toprağın bağrında
Üç kardeştiler Nevin, Harun ve Hasan
İyi geçinmelerine rağmen, kavga ederlerdi; bazen
Elim bir kazada kaybettiler; anne ve babalarını
Yardım edecek bulamadılar; dost ile akrabalarını
Sabahın ilk saatleri
Tatlı bir meltem havasında park
Hoş bir serinlik
Rüzgârın itmesiyle dönen bir çark
Kendi halinde sallanan salıncaklar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!