Bir şehir barındırıyorum, yüreğimde
Tropik ormanlarıma yağar durur, musonlar
Meteorolojiden bağımsız
Fırtına öncesi sessizlik, ıslık çalar
Rehavete kapılır, nehirler
Kureyş müşrikleri almak istiyordu; Bedr'in öcünü
Yine toplamışlardı; bu kez üç bin kişilik gücünü
Tarih yaprakları gösteriyordu; Hicri yılın üçünü
Kavurucu sıcakları ile meşhurdu; tepeli Uhud
Allah'ın izniyle yaratıldı; Uhud'un kumundan fırtına
Sarı saçların, dalgalanırdı rüzgarda
Tıkılı kaldı; yüreğim işte burada
Umutla bekliyorum, af edişini
Bana dönersin ya, hani olur da
Çiçekler seni sordu; baharlar seni
Endişelenme, günahlar etrafını sarınca
Bak nasıl çalışıyor, ölmeyecek gibi karınca
Bir gün sende, ilahi huzura varınca
Terazine bir sevap koymayı unutma
Hasatta biçilmek var, olduğu gibi ekimde
Ben acemi bir aşık, aşkı yeni öğrenen
Küçük aksiliklere kızıp, hemen söylenen
Aşk sözlerine kanarak, ateş gibi közlenen
Sanırım ki; sevdanın elini tutmayı unuttum
Damat iken tomarla paralar, elbiseme asıldı
Yüzüme çarpıyor rüzgârın serinliği
Nahnu Caddesinde yürürken
Neon ışıklı tabelalar gözleri alıyor
Akşamın hüznü çökerken
Ve yıldızlar kendini gösteriyor
Park gölünün kuşları öterken
Şiirler seni anar, senden sonra ey büyük üstat
Beyitlerinden köprü yaptık; dizelerinden dizili hat
Sen ilahi huzurda dinlenmene bak, rahat rahat
Yaşanıyor bu ülkede, hayalini kurduğun hayat, üstat
Düşman mı? Yine çok, her yüzyılda olduğu gibi
Şuursuz çığlıklarla çimdik attı hayat
Flu bir görseldi aynası
Yağmurla yıkandı gökkuşağı
Eliptik bir illizyon kayması
Usta bir oyma işçisi zaman
Dehşetli bir ateş topu ile sarsıldı
Bir Haziran sabahı
Tunguska
Günün ilk ışıltılı hediyesiydi
Ve insanlar uyuşmuştu; o sıra
Meşruiyeti tartışılıyor, tüp bebek
Yabancı tohumla büyütülüyor, göbek
Haram kantarından düştü, birkaç öbek
Kordon bağına uzanıyor, tüp bebek




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!