Şehre Dacius’un korkusu yayılmıştı
Ve İseviler düşman, kâfir sayılmıştı
Bu safta olan, yüzlerce cana kıyılmıştı
Endişeden Allah’a sığındı, Yedi Uyurlar
Yemliha ve arkadaşları, krala çok yakındı
Aşk, yelkenli bir gemi
Evlilik denizinde yüzer
Yabancı maddelerini
Sahil kumlarında süzer
Aşk, yelkenli bir gemi
Milli bir mutfak kültürdür, yemek
Yemek, canlıların yaşamı demek
Damak zevkinde türlüdür, her emek
Mutfağın geniş bir özetidir, yemek
Ben
Vakur bir prens
Sen
Düşlerimin ziyaretçisi
Gönlümün perisi
Sevdamın habercisi
Yeşil bir örtü ısmarlamışlar
Altına tahta yaymışlar
Çatısız bir eve koyunca beni
Kapısına adımı yazmışlar
Hüner değil, artık şiir yazmak
Suskunluğa büründü, şair
Yazmak denince
Aşk gelir ya, akla
Şiir değil artık, aşka dair
Yetmiş yıldır yürürüz, bu yolda
Nereye çıkar, bilmeyiz
Çok mu uzaklaştık acaba; hayattan
Geriye mi dönsek
İyi de hangi yoldan yürüdük
Hangi sapaktan geçtik
Yaşam saatini kendi isteğine göre kurar
Ne tavsiye dinler, ne okunan ezan duyar
Cumaları belki de, ne cami yoluna uğrar
Bir yaş daha devirir, yılbaşı Müslüman’ı
Kurban kesmekte düşünür hep kesesini
Yağmur yağıyor, ücra köşelerime
Rüzgarla toz bulutuna döndü; umutlarım
Şimşekler çakarken yüreğimde
Yakıyor düştüğü yerden, yıldırım
Dağıldı; parçalandı; kaldırım
Önce dostken, olduysa düşman
Yaptıklarından olmazsa pişman
Böyle duruma zordur alışman
Takma kafana, yol ver gitsin
Yanında geçer, en zor günü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!