Şehir ışıldıyordu, gecenin karanlığında
Hayallerimiz vardı ya, bize benziyordu tıpkı
İçimiz kararsa da kendi boşluğumuzda
Yıldızlar boynumuza dolanmış birer atkı
Dönüyordu başımız bir pervane
Bırak beni tren
Bu istasyonda ineyim
Ne istasyonlar geçtim seninle
Tıpkı, aşklarımdan geçtiğim gibi
Kırmadım kalbini
Ben minicik bir tohum
Nasırlı bir elle bırakıldım; torağa
Küçük cüsseme inat, büyük rüyalarım vardı
Nasıl olur bilemem, karar verdim; ağaç olmaya
Toprak karanlık
Toprak
O zaten mayamız
Ses çıkarmaz
Üzerinde gezindiğimize
Ne de olsa
Toprak anamız
Hayat, bir rüzgara benzer
Bazen zayıf, bazen güçlü eser
Uçurtma gibidir aşk
İpini makas keser
Uçurtmanın gövdesi üç çıtadan
Bir şehir barındırıyorum, yüreğimde
Tropik ormanlarıma yağar durur, musonlar
Meteorolojiden bağımsız
Fırtına öncesi sessizlik, ıslık çalar
Rehavete kapılır, nehirler
Kureyş müşrikleri almak istiyordu; Bedr'in öcünü
Yine toplamışlardı; bu kez üç bin kişilik gücünü
Tarih yaprakları gösteriyordu; Hicri yılın üçünü
Kavurucu sıcakları ile meşhurdu; tepeli Uhud
Allah'ın izniyle yaratıldı; Uhud'un kumundan fırtına
Sarı saçların, dalgalanırdı rüzgarda
Tıkılı kaldı; yüreğim işte burada
Umutla bekliyorum, af edişini
Bana dönersin ya, hani olur da
Çiçekler seni sordu; baharlar seni
Endişelenme, günahlar etrafını sarınca
Bak nasıl çalışıyor, ölmeyecek gibi karınca
Bir gün sende, ilahi huzura varınca
Terazine bir sevap koymayı unutma
Hasatta biçilmek var, olduğu gibi ekimde
Ben acemi bir aşık, aşkı yeni öğrenen
Küçük aksiliklere kızıp, hemen söylenen
Aşk sözlerine kanarak, ateş gibi közlenen
Sanırım ki; sevdanın elini tutmayı unuttum
Damat iken tomarla paralar, elbiseme asıldı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!