Uçak piste indiği andan itibaren
Heyecanım dorukta
Aprondan geçiyorum
O yorgunlukla, bir solukta
Şehrim
Kalemimden damlıyor feryatla
Yazılı ağıtlar
Aşkımın tek delilidir sana
Çöp kutusunda biriken buruşuk kâğıtlar
16 06 2017
Yıl dediğin, beşli zaman aşımı
Sorsan ne olacak, yüzyıllık yaşımı
Ebetten beridir biri, tekmeler taşımı
Uyanınca, bu rüyada biter elbet
Ruhlar Aleminden ötürü, ruhum üşüyor
Sevgi ben de, aşk ben de
Çoktan düştüm, ben bu derde
Aşkımın karşılığı, hani nerde
Bu şikâyetim sanadır yar
Peşinden koşmaktan bıkmadım
Fazla geriye gitmeye gerek yok, bu topraklar kimin
Yüz yıllık kadar bir geçmişi var, Misak-ı Milli’nin
Ne işi var burada Amerika’nın ve Rusya’nın
Ve Lozan ‘da Türkiye’ye kazık atan İngiltere’nin
Ehh hani gün gelir de, Yolumuz düşer Meksika’ya
Aşksa aşk, sevgiyse sevgi dedin ya
İkisininde büyüğünü gördüm; sende
Gerektiğinde sağımda ve solumda oldun
Ya da önümde veya arkamda
Bazen biberin acısında
Soğuk çağlayan akıyor, avuçlarımın içinden
Ter desem; değil, buz gibi sıcak
Yüreğimden mi kaynıyor yoksa bu gayzer
Aşk desem; değil, kordan ocak
İlahi maneviye yakıyor, gözlerimi
Yıl gösteriyordu, hicri 2, miladi 624'ü
Bedr vadisinde kaplıydı; kumdan örtü
Kervan mazeretti; amaç savaştan dürtü
Müslüman ve müşrik ordusuna şahit oldu
Bedr'in kumları
Düşlerim dumanlı ayaz
Ruhum soğuk kirli beyaz
Yine gelmedin bu yaz
Beklemekten usandım, seni
Şimdi uzaklardan gelmek var
Sana boyun büküp, yalvarmayacağım
Zaten bu diyarda fazla kalmayacağım
Giderken, sensizde olmayacağım
Fazla söze gerek yok, şimdi buradayım
Bekliyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!