ŞAHMARANLAR
Hikmet BARLIOĞLU
(Roman)
Kayseri: 1 Temmuz 1974
‘Bu kitabımı gelmiş geçmiş ve gelecek geçecek bütün Çalışma Bakanlarına en içten saygılarla armağan ediyorum.”
“‘İnsanların mutsuzlukları buruk birer türküdür. Kimi uzun, kimi kısa.. HB.”
6
‘Yüzüğümün al kırmızı taşı var,
Hep ellerin yareni var, eşi var,
İkimizin ne gülmedik başı var.’
Başka salon olmadığı için müfettiş yardımcılığı sınavı kurumun lokalinde yapılıyordu. Adaylar, başka zaman çay-kahve servisi yapılan masalara dağılmışlardı. Salonda çok ciddi bir atmosfer vardı. Bilen bildiği, isteyen istediği yere oturamamış, oturanları da sınav denetçileri dağıtmışlardı. Her sınavda olduğu gibi bu sınavda da, yoklamalar, duyurular, gösteriler, uyarılar yapılmış, sonra sınav koşulları herkese eşit uygulanmaya başlamıştı. Sınav denetçileri, denetimlerini görevlerinin gerektirdiği en iyi biçimlerde yapıyor, üzüntü konusu olacak durumların yaratılmasına açık kapı bırakmıyorlardı.
‘Yazan: Prof.Dr. falan oğlu filan. Ha sittir lan. Kimbilir kimden çaldın sen bu kitabı. El-alemim kitabını çat-pat çevir kendi diline, bas üstüne ilaçsız etiketini, sat taksit taksit yoksula, varlıksıza. ‘İlim Çin ‘de olsa git al.’ Beleşten veren olursa tabii. Devlet niye vermiyor öğrencilere bu ilim kitaplarını parasız? Roman değil, hikaye değil. Belli ki; değil. Makro İktisad, Mikro İktisad. Makro Mustafa, mikro Mustafa. İktisad iktisaddır, Mustafa da Mustafa. Ya Mustafa yaaa Mustafa… Mustafa ‘yı geçmek; o biraz zor, sen Hilmi ‘yi bana sor. Acaba şu develer yarınki sınavda nereleri sorar olalar? Arz ile talebi. Başka ne bilir inekler. Arz dediğin şarza benzer, talep dediğin de Haleb ‘e. Niye acaba insanın tohumu insana benzemiyor? ’
- Ateşini müsaade eder misin?
Delikanlı yanmakta olan sigarasını adama uzattı.Adam sigarasını yakıp teşekkürünü edip geçti.
2
‘Mıstık Paşa sarayında kasılır,
Bir ossursa en dik başlar yassılır.’
Müdür Rahmi Bey delikanlının kolundan çıktı. Caddenin sağındaki yeni durmuş otobüsten inerek kendilerine yaklaşan toz-toprak içindeki adamın elini sıktı. Sonra delikanlıya dönüp:
- Bu… Dedi. İşgüvenliği Müfettişi Muzaffer Bey. Adını taşıdığı genel müdürlüğe bağlı olarak bizim Bölge Çalışma Müdürlüğü ‘müze görev yapar. Tabii kendi branşında. Bu da, bize yeni atanan İş Müfettişi Yardımcısı Kubi. Adı Kubilay ama herkes öyle dediği için biz de öyle çağırıyoruz.
Bugün bir piyango bileti aldım,
Çıkarsa nağralar atayım da gör.
Hayal denizine kulaçla daldım,
Çıkmazsa geberip biteyim de gör.
Çıkacaksa çıksın yüz milyar bana,
Hakkım olmayanı ikram eyleme;
Alamam erenler, ruhum incinir.
Benim olmayanı meram eyleme;
Veremem erenler, ruhum incinir.
Ne hakkım var benim yetim hakkında?
Karabulutlarla kuşatılmış gökyüzü gibiyim,
Zorlu şimşeklerle yırtılıyor bağrım,
Yaralar alıyor yüreğim bir baştan bir başa,
Yıldırımlar canıma canıma işliyor,
Ruhum düşmüş eline bir karasevdanın
İnliyor.
Bu sabah rüzgarı sana hiçbir şey söylemiyor mu
Benden yana,
Bu ikindi yağmurları hiçbir şey söylemiyor mu,
Doğan ay, batan güneş,
her biri sana bir ayrı benzeyen bu bulutlar,
Çalakanat benden sana doğru uçan kuşlar,
Gülüm yaprağını bu gece açtı,
Dikilmiş başına gözetliyorum.
Katmer katmer olup kokular saçtı,
Bir ömür boyudur hep bekliyorum.
Kelebeğe değmiş yaldızlanarak,
Hoş geldin karasevdam,
Kapım, pencerelerim sana açık ta ardına kadar,
Yıllarca nasıl buyurdunsa öyle buyur,
Öyle bak rahatına,
Öyle eğlen, öyle emret kuluna,
Nasıl olsa, kurban etmişim bir kere ömrümü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!