Gururun Ağrı Dağı ‘nın zirvelerinden alınmış,
Görkemli bulutlar arasında yaylaya tepeden bakan,
Gülüşün Erzurum ayazına doğan güneş,
Nilüferler üstünde çiğ damlası gözyaşların,
Hırçınlığın Hopa ‘da Deniz kükremesi,
Bakışın allak-bullak ediyor yüreğimi,
Marko Paşa yoksa; ben varım anam-babam,
Anlat derdini, yakınışlarını.
Aşın tuzsuz, kaymağın balsız mı kaldı?
Renkli düşler mi girmedi uykularına,
Mehsiz-mehtapsız mı kaldı gecelerin,
Veya denizlerin martısız,
Yanıyorum gerçek diye,
Adım konsun koçak diye,
Herbir diken bıçak diye
Yüreğime saplanıyor.
Perdelerin içindeyim,
Kalbim seni özlemiş,
Sana selam söylemiş,
Bir de sevda göndermiş,
Zeval olmaz elçiye.
Gözüm sana hasretmiş,
Senden sonra çam kokusu kalmadı ormanda,
Yitirdim denizin kokusunu, köpüğün kokusunu,
Yosunun kokusunu, toprağın kokusunu,
Yağmurun kokusunu yitirdim senden sonra,
Güller gibi kokmaz oldu yağmurlar,
Güller gül gibi, çiçekler çiçek gibi
Bir koca gün daha geçti üzerimden,
İçine tüm geçmişi sığdırdığım bir koskoca gün,
Devrilip yerlere yığıldı köhnemiş kale surları gibi,
Geçmiş yeniden dillendi bir körpe günün sabahında,
Dillendi, dillendi, dillendi,
Sanki bir günü yüzyıl kadar yaşayacağım
Düştü gönlüme ateş yağmurlu bir akşamda,
Sandım kan içindeyim; parça parça yüreğim.
Ben yitirdim yönümü seni gördüğüm anda,
Sandım yağmur altında can verip öleceğim.
Senin için terk ettim her şeyimi bir anda,
Beni ateşlere atabilir misiniz, ifritler?
Sele-suya verebilir misiniz?
Çakabilir misiniz avuçlarımın ortasından çarmıhlara?
Kurda-kuşa verebilir misiniz?
Teslim edebilir misiniz akreplere, yılanlara?
Kaldırıp bırakabilir misiniz uçurumlardan aşağı?
Öyle sırt döndü ki sevdiğim bana,
En büyük darbeyi yemişe döndüm.
Kimseler gelmedi hiç imdadıma,
Zehirli yılanı sevmişe döndüm.
Ben onu hep sevdim, o hep ağlattı,
Toka takma başına,
Bir gül, Tanrı aşkına,
Razıyım senin için
Ölsem boşuboşuna.
Sevdim yürekten seni,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!