İnsafın kaldıysa işit ahımı,
Artık hiç geçmeyen zamana döndüm.
Dinle feryadımı, duy eyvahımı,
Dövülüp savrulan samana döndüm.
Senin özlemine düştüm düşeli
Hikmet der; çobandım, derbeder idim,
Aşkı durur sandım, sürdüm yürüdüm,
Düştüm bir ateşe, yandım, eridim,
Kurudu çamurum kalmadı yerde.
Hikmet der; atlara çakıyorum nal,
Bırak kuşum aracılık etmeyi yarla aramda,
Sen bir muhabbet kuşusun,
Bir sevda kuşusun,
Bir ev kuşusun.
Yazık o minicik kanatlarına.
Ne o uzak yollara dayanır bu kanatlar,
Hoş geldin karasevdam,
Kapım, pencerelerim sana açık ta ardına kadar,
Yıllarca nasıl buyurdunsa öyle buyur,
Öyle bak rahatına,
Öyle eğlen, öyle emret kuluna,
Nasıl olsa, kurban etmişim bir kere ömrümü
Bembeyaz kar olmuşsun, anam-babam,
Kuşbaşı kuşbaşı yağıp duruyorsun pencerelerime
Testekerlek bir ay ışığı altında.
Afacan tozaklarında yılbaşı pırıltıları;
Kıvılcım, kıvılcım,
Yıldız, yıldız,
Allah 'a mekruhtur gaddar adamlar,
Yoksulun başında boza pişirme.
Kendini adamdan sayar cüdamlar,
Ürkek yetimleri acze düşürme.
Sanma ki tehditle adam olursun,
Varsa kabullendim alınyazımı,
Hayatım böylece yerinde kalsın.
Razıyım çekmeye her bir sızımı,
Yüreğim bir onun elinde kalsın.
Ne güzel şeydir ki onu sevmişim,
Bir çocuk ezilmişti
Bir özel arabanın altında.
Araba lükstü, görkemliydi, çocuk yoksuldu, çobandı,
Araba Almanya ‘lardan geliyordu,
Çocuk köyünden başka yer görmemişti,
Arabanın jantları, lastikleri ışıldıyordu güneşte
Sanki sözün en güzelini söylemiyor mu
Şu Hacivat Çelebi?
Sözcüklerin en kibarlarını, seçe seçe,
Tertemiz bir şiveyle,
Su katılmamış bir kibarlıkla,
Sen neden indiriyoraun tepesine yumruğu
Senle çekip gitti körpe baharlar,
Soranlar boşuna sorup ararlar,
Bak ki nasıl bomboş koca diyarlar,
Ne karagünlere kalmışım bir bak.
Çimenler kurumuş, çiçekler solmuş,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!