‘Kız Serap hoşça kal… Kazara oğlan doğarsan, adını Senbir koy ki; o da bilsin kaçıncı olduğunu. Ondan sonrası nasip artık. Sırayla gidersin Seniki, Senüç diye. Senbeş ‘i geçeyim deme: Gümülersin. Gümülersin ki nasıl gümülersin.’Beş çocuk anasıydı, altıncı üzre vefat eyledi.’ Dedirterekten.’
‘Merhabalar Sar ‘ağa. Muhtarlık seçimleri ne alemde bu yıl? Gene umutlu musun Kayseri İli ‘nin Pınarbaşı İlçesi ‘nin Büyük Komarmut Köyü ‘nün seçmenlerinden? Hayırlısı olsun. Azalt biraz cuvarayı, azalt. Kanser yapar. Doktor beyler diyor. Sonunda, İstanbul Cerrahpaşa ‘da gırtlak kanserinden ölürsün., bak. Demedi deme.’
‘Ohho… Şükür görüştüğümüze bey ‘fendi. Erzincan ‘lı Güzel İdare Müdürü beyimizi görenler hacı oluyor. İyi misiniz? Daireyi güzel güzel idare ediyor musunuz? Ha ‘di bakalım. Gene görüşelim ama. Ben, şu bizim Tabiboğlu Ahmet Bey ‘e bir uğramak niyetindeydim. Hah, kendisi de orada zaten. Komşuyu söyleme, ya kapıdadır, ya bacada. Ha ‘di size uğurlar olsun.’
‘Ya işte böyle, Ahmet Bey. Yok yok, kahve için zahmet etme. ‘Geçerken bir uğrayayım’ dedimdi, o kadar. Dünya sıkıntılarından elimiz olmuyor. İş çok, zaman yok. Bana müsaade. Gene gelmek isterim ama ya olur, ya olmaz. Eğer yarınki sınavı da kazanırsam, biraz zor. Kazanamazsam daha çoook selam-kelam ederiz. Hoşça kal.’
Mezarlık duvarı dibinde geriye el salladı:
Çaldıran Savaşı ‘na senle ben mi giriştim, anam-babam?
Seninle Bağdat ‘ta mı dövüştük?
Lehistan ‘ı mı bölüşemedik?
Paylaşamadık mı Niğbolu ‘yu, Eflak ‘ı, Buğdan ‘ı?
Ne yaptık?
N ‘eyledik?
Neye yarar gülün kırmızısı?
Bülbülün sesi neye yarar,
Mehtap altındaki mahmur denizin kokusu,
Ormanların karanlık sessizliği,
Güneşlerin yamaçları öpe öpe yükselmesi
Ve yağmurun yağıp durması omuzlarıma?
Bir tükenmiş kervanın
Yorgunluğu üstümde.
Bir son bulmuş sevdanın
Burukluğu dilimde.
Yandım, yandım, kavruldum,
Ne zaman bir yudum içsem ağlarım,
Bağrıma zehirli oklar saplanır.
Nasıl üzülürüm, nasıl yanarım,
İçimde küllenen dertler uyanır.
Hayalin rengarenk kadehlerimde,
Kadehim boşaldı, ağam,
Dolduruver şunu cümle sşıklar aşkına…
Elkızının hayali yine dikildi gözlerimin önüne,
Ben bu hayalin ardından
Gelebildim
Bugüne.
Çalıştım, ruhumu tanıyamadım,
Bir yanım yumuşak, pamuktan öte.
Bu nasıl bilmece, anlayamadım,
Bir yanım kaskatı kabuktan öte.
Bazan meleklerle konuşuyorum,
Açlıklara, susuzluklara alıştım,
Uykusuzluklara, yorgunluklara,
Çilelere, hüzünlere alıştım
Ama sensizliğe bir türlü alışamadım.
Resimlerini bile indirmek istedim duvarlarımdan,
Yapamadım.
Ardarda konuşma, ara vermeden;
Ellere akıldan noksan olursun.
Dersen çok kısa de, çok uzatmadan,
İnsanın gözünde insan olursun.
Kusuru yüze de, arkada deme,
Yine akşamlarla düştün aklıma,
Özledim bir yudum su gibi seni.
Yine hasret kaldım tatlı uykuma,
Özledim bir yudum su gibi seni.
Yine yaprağımda, dallarımdasın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!