Kırbaçlıyor yağmurlar rüzgardaki hüznümü,
Sanki seni bu anda görüp sevmişe döndüm.
Yine sana çevirdim karanlıkta yüzümü,
Denizler ötesinden koşup gelmişe döndüm.
Yüreğim yıkanıyor yağmurla ılık ılık,
Kimlere el-avuç açayım bu amansız karasevda için,
Kimlere sığınayım, kimlere yalvarayım?
Anlatılır dert değil ki elkızı, ellerkızı,
Düşmüşüm sanki değirmentaşları arasına
Bir sakar zamanımda,
Bedenim çıkmış bedenlikten, canım canlıktan,
Ah, gözünü sevdiğimin belalısı,
İnsan gündüz de mi girermiş insanın düşlerine,
İliklerine, zerrelerine kadar mı işlermiş,
Kemiklerinde sızı, yüreğinde acı mı olurmuş,
Yaş mı olup süzülürmüş gözlerinden yanaklarına?
Tanrı böylesine mi cömertçe izin vermiş
- 1 -
Oğlan çok alışmıştı havadan geçinmeye,
Kızarmış tavukları, pilavları yemeye.
Babanın sağlığında zavallıyı sömürdü,
O göçünce dünyadan sömürmeyi sürdürdü.
Annesi dul bir kadın, emekli aylığı var,
Saçı sakalları ağarmış adam,
Bu dünya hakkında ne biliyorsun?
Yemeyi, içmeyi marifet sanıp
Bilinen şeyleri ezberliyorsun.
Gözlerin var ama gördüğün var mı?
Mümkün olsa öpsem seni kalbinden,
Baksam ki yüreğin sımsıcacık mı?
Uzat da tutayım bir kez elinden,
Ellerin pamuktan yumuşacık mı?
Bir gülsen; gülüyor sende her zerre,
-1-
Bir cuma akşamının 17:00 sularıydı,
Aylardan güzel bir ay; bir sonbahar ayıydı.
Bir adam giriverdi içeri, galeriden,
Galerici fırladı bir yay gibi yerinden.
Koştu müşterisine en yürekten tutumla,
Çaldıran Savaşı ‘na senle ben mi gitmiştik,
Seninle Bağdat ‘ta mı dövüştük,
Zigetvar ‘ı mı fethettik de bölüşemedik,
Yoksa paylaşamadık mı Niğbolu ‘yu, Eflak ‘ı, Buğdan ‘ı,
N ‘aptık?
N ‘eyledik?
Havasız yaşayabilir misin,
Susuz, uykusuz, ekmeksiz yaşayabilir misin,
Üstünde şu bulutlar,
Altında şu çayırlar, çimenler,
Bu dağlar, tepeler, bu ağaçlar, kuşlar,
Bu güneş, bu mehtap,
Gövdem yeni vatandır,
Yüreğim sanki tandır,
Aşkın bana kalkandır,
Mevlam senden başka yok.
'Ya' dedimmi yetersin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!