Mehtap altındaki deniz gibisin,
Güneş altındaki billur su gibi.
Bir güzel vecize, bir söz gibisin,
Sana doyamadım işin doğrusu.
Çiçekli bir dalsın su kenarında,
Sana karşı bir körpe gençlik harcadım
Denizdeki güneş pırıltıları gibi,
Sulardan camlara yansıyan
Ve camlarda yanıp yanıp tutuşan,
Lezzetli bir akşam güneşi altında.
Böylesine bir cömertlik görmüş müydün
Kulağım çınladı, gözüm seğirdi,
Hayırdır inşallah, senden haber var.
Saksağan camlara gelip bağırdı,
Hayırdır inşallah, senden haber var.
Rüyamda bir ırmak gördüm, akıyor,
Bu yağan yağmur değil, sen olmalısın,
Zira; yağmur suyunda gözyaşının tuzu olmaz,
Tuz tuz oladu tuzlarım,
Yaş yaş oldu gözyaşlarım,
Hep böyle yağmurlar altında mı geçecekti
Yıllarım?
Yine atlas oldu masmavi deniz,
Yine taştan heykel beyaz martılar.
Sevgimi yolladım onlarla sana,
Ne zarfa koydular, ne pulladılar.
Canlıydı bu deniz sen burada iken,
Yoksul gönlüm kışın hüküm sürdüğü bir ülke,
beyaz karlarında çilelerimin ayak izleri,
hüzünlerimin
ve kederimin.
Çam dallarında bembeyaz karlara bürünmüş hayalin,
sanki telli-duvaklı
Ne desem bilmiyorum bana bu kaderi yazan kaleme,
Beni sana bir ömür hasret bırakan kaleme ne desem?
Başım alınyazımdan yana perişan,
Yüreğim dargın yıllar yılı alınyazıma,
Ne gökler bir tek gün kulak verdi,
Ne yerler bir kere aldırış etti
Kimi nağme edinmiş nağmesini tellerine,
Kimi mızrap edinmiş,
Kimi bir amansız dev edinmiş,
Kimi bir uzak diyar edinmiş,
Bir ben seni can edinmişim kendime,
Bir ben seni ruh edinmişim,
Olmaz her zaman rengi bu alemin pespembe,
Bazan gün ortasında kapkara zindan olur,
Sen salıyı beklerken vurup geçer perşembe,
Varlıklı sandıkların anadan üryan olur.
Yanarsın, üzülürsün geçip giden günlere,
Boyanmamalı kızıla bu gurub, seni anınca,
Yıkanmamalı güneş bu kızıl sularda,
Akşam inmemeli bir tül gibi denize göklerden,
Kanamamalı yüreğimdeki yara, atan nabızlarca,
Yorgun beden nasıl dayansın böylesi hüzünlere
Yıllarca?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!