İsmet Barlıoğlu Şiirleri - Şair İsmet Ba ...

İsmet Barlıoğlu

Uçuşan yapraklar düştü başına,
Sonbahar saçınla nasıl bağdaştı.
Yel kıymaz yüzüne değe dolaşa,
O yüzden yanından geçti dolaştı.

Ellerin güneşte yaldızlanıyor,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Ömrüm su gibi aktı köprülerin altından
Yaralı yüreğimi taşlara vura vura.
Seni sevdiğim için delice aşık oldum
Karanlık gecelere, rüzgarlara, yağmura.

Yağmur çiseledikçe yanımda, karşımdasın,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Nedir bu kahırlar, bu cefa nedir?
Tükendim derdinle nice senedir,
İnsanı bıktıran beklemelerdir,
Ömrüm tükense de bekleyeceğim.

Herkes uğraşında, herkes işinde,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Biz denize vurduk suyu geçeriz,
Onlar çayırlarda otlayadursun.
Soyunduk dünyanın nimetlerinden,
İsteyen serveti katlayadursun.

Duvarları deldik, atladık öte,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Aslanın yemini sineğe verme;
Gider midesine çöker oturur.
Cahilin cebine cevher doldurma,
Götürüp çöplüğe döker oturur.

Ardından yürüme önde gidenin,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Tam geçip giderken bu boş illerden,
Bıkıp usanmışken kuru göllerden,
Yakalar silkerken karagünlerden
Saçının teline bağlandım kaldım.

Gelecek günlerden kesmiştim umut,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Körpe bir bahar öpmeye başladı körpe tepeleri,
Körpe çayırlar, körpe çimenler uçuverdi topraktan,
Süslendi körpe çiçeklerle yaşlıbaşlı ağaçlar,
Körpe bir rüzgar değdi dudaklarına körpe yaprakların,
Körpe yağmurlar çiseledi körpe bulutlardan,
Haberin bile olduğunu sanmıyorum elkızı, ellerkızı

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Gül aşırı kanlıdır,
Kaktüs hafakanlıdır,
Itır heyecanlıdır,
Sen de işte öylesin.
……….Sen de tıpkı öylesin,
……….Gönül nasıl sevmesin?

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

- Gerçekten kötü bir düş gördüm ve hayra da yoramıyorum.
- Anlat bana, ben yorayım.
- Düşümde mavilikler içindeydim. Çevremde beyaz beyaz bulutlar vardı. Uçuyordum ama karnım aç olduğu için kanat çırpamıyordum. Tepeden aşağı seni gördüm, bağırmak istedim, sesim çıkmadı. Bir ara baş örtümüm bulunmadığını fark ettim. Sonra, kendimi bir cenaze kalabalığının arasında buldum. Baş örtüm oradaydı ve ölünün tabutunun üstüne örtülmüştü. Onu almaya uğraşırken birisi, ölen adamın kendisini minareden attığından öldüğünü söyledi. Cenaze töreni ansızın bir odun deposuna dönüştü. İki adam ha bire hızar çekmekteydiler. Odunların gereğinden büyük kesildiklerini ve sobaya falan sığmayacağını düşünerek bir soba kapısı kapattım ve senin önündeki sehpaya bir bardak su koydum.
- Ve sonra uyandın?
- Evet, evet uyandım.
- Şimdi de düşünü kötüye yoruyorsun ve ölümünün sana düşünde bildirilmiş olabileceğini sanıyorsun.

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

- Benim anlatmak istediğim konuşma, senin umup beklediğin türden bir konuşma değildir. Bu; hangi dille konuşulduğuna bakılmaksızın, dünyanın her yerinde geçerli olan konuşmadır. Bu eylemin, devinimin, işaretin dilidir. Yüzünü buruşturman canının sıkıldığının, hoşlanmadığının anlatımıdır. Gülmen böyledir, ağlaman böyledir, omuz silkmen, dirsek çevirmen, gelmen, kaçman, esnemen, inlemen böyledir. Böylesi bir konuşmada, dilin yerini davranışlar, tutumlar, jestler, mimikler, etkiler, tepkiler alırlar ve onun yerine onlar konuşurlar. Anlamak konuşmaktan değerlidir. Anlaşılmamış konuşmanın önemi yoktur.
- Şimdi konuğumuz da bizimle öyle mi konuşacak?
- Konuşmaya başladı bile. Baksana; tüneğinde h.ç bir hareket yapmadan, tek ses çıkarmadan sürekli olarak bizi izliyor, tanımaya, anlamaya çalışıyor.
- Geldiğinden beri yem yemedi, su içmedi. Yemi-suyu mu yok dersin?
- Yemi de var suyu da. Suluğunu doldurup takmıştım. Üç ayrı yemliği yemle dolu. Fazladan kafesine bir de ballı yem astım. Altına gazete kağıdı serdim.
- Ama yiyip içmiyor.

Devamını Oku