acemi
çekiliyor yaşamın renkleri
yalnızlık yaslanıyor yine
gecenin ıssızlığına
yeni filizlenen acemi çiçek
acı hamur
acı hayatların hamuru
eskimiş fırınlarda karılıyor
o kara yürekli fırıncının ellerinde
acılarla ıslanıp
acılarda yaşlanır
acılarda yaşlanır
aklar düşer
yorulur usulca
durulur
ağaç mı olsak
ağaçlara çiçeklere bakmaya kıyamıyorum
öylesine güzeller ki türlü renkler içinde
her an yakınımda olduklarını hissetmek
güçlendiriyor duygulandırıyor beni
Şimdi gecenin yarısı ıssızlığın ortası
bilinmeyen bir yolculuğun içindeyim
sense karanlıkların önünde
derin bir sessizlik her yerde
içerinde pişmanlıklar sevinçleri almış
karışmış buruk özlemlere
ağlama benim için
yağmurlu soğuk bir akşamdı
Sahne sokakta bar gibi bir yerdeydik
sessiz bir müzik vardı
ağır başlı bir danstı
Kemale ermişken yaşım
çoğalmışken aklar saçlarımda
ve unutmuşken seni
neler yaptın bana
bölme uykularımı
düşündürme beni
Ah yüreğim yılların yorgunu
güneşsiz yurtlarda sevdalara kul oldun
karanlık ayrılıklarda ışıksız kaldın
bir sevindin bir acılandın suretlere kandın
yoktu hüznün rengi lal oldu dilin lal oldu gözlerin
her yeni gün aşka sarıldın her sevgili ayrı bir renk
Akasyalar çiçek açar
sarı sarı çoğalır umutlarım
dilsizim sana uzağım
tenim kokuna hasret
yüreğim acına sıla
Sesini duyuyorum yalnızca
bir kaç dakika
bazen yüzünü görüyorum
büyüyorsun içimde
aklım sana düşüyor
bedenim seni istiyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!