Cajamarca'da başladı bu ölüm savaşı.
Genç Atahualpa, mavi etamin,
şanlı ağaç, duydu rüzgârın nasıl da
çelik bir gürültüyü beraberinde getirdiğini.
Örtülü bir parıltı
Ölüm Webster’i çevirmişti çılgına
Ve görmüştü kafatasını derinin altında;
Ve göğüssüz yaratıklar yerin altında
Dudaksız bir sırıtışla yaslanmışlar arkalarına.
Yuvarlar değil sanki nergis soğanları
Ölümün dar sokağında
ısrar etmek ne anlama gelir?
Tuz çölünde
olanaklı mıdır çiçeklenmek?
(Rossana Sironi İçin)
Güzelliğin bir parçası olan
resmini yırtıp
koparmamalıydın
bizlerden, dünyadan.
O Mavi Ev
Parlak güneşin olduğu bir gece. O yoğun ormanda duruyorum ayakta ve bakıyorum pus mavisi duvarları olan evime doğru. Sanki yakın zamanlarda öldüm ve baktım eve yeni bir açıdan.
Seksen yazdan daha fazladır burada bu ev. Evin ahşabı su geçirmez yapılmış, dört kez neşeyle ve üç kez kederle kaplanmış. Ne zaman bu evde yaşamış biri ölse, ev boyanır. Ölü kişi bizzat kendisi boya yapar, fırçasız, iç taraftan.
Duvarlara resmediyoruz düşlerimizi.
Acele etmeksizin – aydınlık gün ışığında:
haklarını almalı renklerin hepsi,
şiirin hepsi de, her bir sözcük
başlangıçtan geleceğe dek;
mutfaktaki soğanın, patatesin, fasulyenin,
Onca Adım
Yüzleri yukarı olmak üzere bırakılmış ikonalar toprağa
ve toprak çiğnenip durmakta
tekerlekler ve ayakkabılar tarafından, binlerce adımla,
on binlerce kararsızın ağır adımlarıyla.
Pazartesiler içine geçer salıların
ve hafta bütün bir yılın:
kesilmez zaman
yorgun makaslarınızla,
ve günün bütün adları
yıkanır gecenin sularıyla.
Geldiğinde kırmızı şarap ve bal gibiydin,
Ve tadın yaktı ağzımı şirinliğiyle.
Şimdi sabah ekmeği gibisin,
Yumuşak ve lezzetli.
Tadını bildiğimden, neredeyse hiç tatmıyorum seni,
Fakat büsbütün beslenirim seninle.
Öptü beni O, ve daha şimdiden bir başkasıydım ben: damarlarımdaki nabız atışını iki katına çıkaran nabız atışı yüzünden ve soluyuşumda işittiğim soluyuş yüzünden. Şimdi yüreğim kadar soyludur ceninim...
Ve buluyorum da çiçeklerin kokusunu soluğumda: bütün bunların hepsi O'nun yüzünden, uyuyor karnımın içinde, çim üstündeki çiy kadar hoş.
Gabriela Mistral




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla