O kavun memelerinden tadabilir miyim, ey kraliçeler kraliçesi?
Ah, bağrın ateşimi söndürecek denizdir.
Bir ördek olsaydım ve batırsaydım kanatlarımı dalgalarına,
O gür kirpiklerinin gölgesinde dinlenir dururdum.
Eğer, onların dedikleri gibi, bu dünya düzeninde,
demokratik olmak zorundaysa, adalar ve vahalar
asla büsbütün kaybolmayacak ufkun altında.
Başka yasalar hakkındaki bilgiler onlardan kaynaklanacak,
daha derin bir ortaklığın rengi. Dağlarda
ırgatlar, işe yaramaz görülmüşler, kömürcüler,
Öncelikle, bizim türden biri misin?
Kullanır mısın
Camdan bir gözü, takma dişleri ya da bir koltuk değneğini,
Bir teli yahut bir kancayı,
Kauçuk memeleri ya da kauçuk bir kasığı,
Nasıl da matraksın bugün New York
tıpkı Swingtime’daki Ginger Rogers gibisin
ve St.Bridget’ın biraz sola meyleden kulesi gibisin
burada henüz atlamışım V-günleriyle dolu yataktan dışarı
(bıktım usandım D-günlerinden) ve mavisin sen orada hâlâ
kabullenirsin beni aptalca ve özgürce
Bugün yattım masum genç bir kızın yanında
beyaz bir okyanusun kıyısında gibi,
korlu bir yıldızın
yavaş yörüngesinin ortasında gibi.
Sonsuz yeşil bakışından
Ey kestane saçlı kız ve ışıltılı bakışlı,
ey kızıl dudaklı ve gül yanaklı!
Durgunsun fısıldayan sesinle,
teninden hiç ayrılmayacak ayvacık tüylerinle...
Biraz akıl yürütmeyle, parmaklarımla,
yavaşça taşkın altında kalan yavaş sularla,
düşüyorum unutmabenilerin krallığı içine,
üzüncün inatçı yarıküresi içine,
unutulmuş harap bir oda içine,
acı yoncaların bir demeti içine.
Kımıltısız durmuştum ve ormanın ortasında bir ağaçtım,
Biliyordum daha önce görülmemiş şeylerin gerçeğini;
Daphne’yi ve defne ağacının eğilişini
Ve karaağaçla meşeyi yaylada büyüten
Tanrı eğlencesi o yaşlı ikiliyi.
Tanrılar iyilikle yalvarmayana
Elleri olmayan kör bir marangozum ben.
Suyun altında yaşadım, yiyerek soğuğu
kokan bir kılıf dahi oluşturmadan, o meskenler
o sedir ağacından diğerine, bize gurur verdi hep,
ve gene de ormanın dokusunda aradım ben şarkımı,
o gizli liflerde, dermansız peteklerde,
Ağaçların dallarında niçin kalır güz
yapraklar düşene dek?
Ve nerede asar o
kendi sarı pantolonlarını?




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla