O Mavi Ev Şiiri - İsmail Aksoy

İsmail Aksoy
1854

ŞİİR


7

TAKİPÇİ

O Mavi Ev

O Mavi Ev

Parlak güneşin olduğu bir gece. O yoğun ormanda duruyorum ayakta ve bakıyorum pus mavisi duvarları olan evime doğru. Sanki yakın zamanlarda öldüm ve baktım eve yeni bir açıdan.

Seksen yazdan daha fazladır burada bu ev. Evin ahşabı su geçirmez yapılmış, dört kez neşeyle ve üç kez kederle kaplanmış. Ne zaman bu evde yaşamış biri ölse, ev boyanır. Ölü kişi bizzat kendisi boya yapar, fırçasız, iç taraftan.

Öbür tarafta açık bir arazi var. Eskiden bir bahçeydi, şimdi yabanıl otlar var orada. Yabanıl otların sakin duran şiddetli dalgaları, yabanıl otların pagodaları, ileri fırlatan metinleri, yabanıl otların upanişadları, yabanıl otların Viking donanması, ejderha başları, mızrakları, bir yabanıl ot imparatorluğu!

Yabanıl otların bürüdüğü o bahçe üstünde tekrar tekrar fırlatılan bir bumerang gölgesi dalgalanır. İrtibatı var, benim zamanımdan çok önce bu evde yaşamış biriyle. Neredeyse bir çocuk bu. Çocuktan bir dürtü geliyor, bir düşünce, bir istek düşüncesi: "yarat... çiz..." Ulaşıp kaderinden çıkmak için.

Bir çocuk çizimine benziyor ev. Yedek bir çocukluk büyüyüp ortaya çıktı çünkü biri çok erkenden bir çocuk olma görevinden istifa etmişti. Kapıyı aç, içeri gir! Burada huzursuzluk var tavanda ve duvarlarda huzur. On yedi yelkenli bir gemiyi betimleyen amatör bir tablo asılı yatağın üstünde, köpüklü dalga tepeleri var ve yaldızlı çerçevenin durduramayacağı bir rüzgâr.

Burada hep çok erkendir, kavşaklardan öncedir bu, değiştirilemez seçimlerden önce. Bu hayat için teşekkür ederim! Gene de özlüyorum diğer seçenekleri. Bütün çizimler gerçek olmak istiyor.

Su üstünde uzaklardaki bir motor çekip uzatıyor yaz gecesinin ufkunu. Hem sevinç hem de keder, şişip genişliyor çiyin büyütecinde. Gerçekten bilmiyoruz ama seziyoruz: hayatlarımıza kardeş bir tane gemi var, ki büsbütün farklı bir rotada ilerler. Bu esnada güneş adaların arkasında yanar.

[YABANIL MEYDAN’dan (1983)]

Tomas Tranströmer (1931-2015, İsveç)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

İsmail Aksoy
Kayıt Tarihi : 10.12.2019 23:01:00
Hikayesi:


DET BLÅ HUSET Det är en natt med strålande sol. Jag står i den täta skogen och ser bort mot mitt hus med sina disblåa väggar. Som om jag vore nyligen död och såg huset från en ny vinkel. Det har stått mer än åtti somrar. Dess trä är impregnerat med fyra gånger glädje och tre gånger sorg. När någon som bott i huset dör målas det om. Den döda personen målar själv, utan pensel, inifrån. På andra sidan är det öppen terräng. Förr en trädgård, nu förvildad. Stillastående brottsjöar av ogräs, pagoder av ogräs, framvällande text, upanishader av ogräs, en vikingaflotta av ogräs, drakhuvuden, lansar, ett ogräsimperium! Över den förvildade trädgården flaxar skuggan av en bume- rang som kastas gång på gång. det har samband med en som bodde i huset långt före min tid. Nästan ett barn. En impuls utgår från honom, en tanke, en viljetanke: ”skapa…rita…” För att hinna ut ur sitt öde. Huset liknar en barnteckning. en ställföreträdande barns- lighet som växte fram därför att någon alltför tidigt avsade sig uppdraget att vara barn. Öppna dörren, stig in! Här inne är oro i i taket och fred i väggarna. Över sängen hänger en amatörtavla, föreställande ett skepp med sjutton segel, fräsande vågkammar och en vind som den förgyllda ramen inte kan hejda. Det är alltid så tidigt här inne, det är före vägskälen, före de oåterkalleliga valen. Tack för det här livet! Ändå saknar jag alternativen. Alla skisser vill bli verkliga. En motor på vattnet långt borta tänjer ut sommarnattens horisont. Både glädje och sorg sväller i daggens förstorings- glas. Vi vet det egentligen inte, men anar det: det finns ett systerfartyg till vårt liv, som går en helt annan trad. Medan solen brinner bakom öarna.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!