Her Şey Sakin
Nasıl oluyor da bugün kimse bombalanmadı?
Bilmek istiyorum, vatandaşı olarak
bu ülkenin ve bir aile babası olarak.
Beni bilgilendirmeden
Hommages
Anti şiirsel duvar boyunca yürüdü.
Die Mauer. Ardını görmeden.
Yetişkin hayatlarımızı kuşatmak istiyor
o rutin şehirde, o rutin manzara.
İki Arkadaş
Sana söylemem gereken bir şey var.
Dinliyorum.
Ölüyorum.
Bunu duyduğuma üzüldüm.
İklimimizin Şiirleri
I
Pırıl pırıl bir kâsede berrak su,
Pembe ve beyaz karanfiller. Daha çok
Karlı bir havaya benziyor odadaki ışık,
İşe Sıfırdan Başlamak
… Ölüm dik dik bakar bizim tutkularımıza, ve sustururuz onları; hayata karşı olan şey ne ise onunla uyumlu yaparız arzularımızı; ve varoluşumuzun büyük kısmını kâr ve güç bulmanın lânet arayışına dayanak yaparız. … Bir bütün olarak bakıldığında, otorite ve para gerçekten de âşıkların öpüşlerinin nasıl olacağını düzenleyebilir mi? Veya kaç para olacaklarını belirlediklerinden dolayı şarabın tadını, veya senin rüyalarını veya bir dağ yamacındaki kekik kokusunu belirleyebilir mi? Eğer böyleyse ve böyle yapabiliyorlarsa, dünya tersine dönmüş demektir, ve ben bu dünyayı düzeltmek istiyorum. … Öyle alışmışlar ki insanlar korkmaya, öldürmeye, hor görmeye ve nefrete, içlerinde kendilerinin yanlış davrandığını fısıldayan sese sağır kalırlar, ve kendi hayatlarında tiksindikleri ne varsa onları basitçe yansıtır tavırları. Bu yüzden kendi umutsuzluklarını baskılayabilecek ilaçları tercih ederler – bu şipşak tedavi yanılsaması onları oyalar. Fakat onları yiyip tüketen kanser baki kalır. … Ölüm yakalar seni ve sendeleyip kayarsın hayattan, harap düşersin muhasebe defterlerini tutmaktan ve gündelik sefaletin bilançolarından, veya abartılı bir siyasetçi misali desteklenir marifetin, çünkü çok mükemmel bir şekilde ölmeyi başarabildin. Nefret etsen bile güçten, her şeye rağmen gene de saygı gösterirsin güce, çünkü bütün menfur eylemlerini onaylayan o reddeden küstah tavrını güçten ödünç almışsındır. Fakat hayat küçük düşürür en harika teorileri olanları bile. Buyrukları ve yasaları ve sınırları çevreleyen cesaret ve gülüş hazlardan doğar sadece; bir çocuğun masumiyetiyle düşer üstüne hâlâ yargılayanların, baskı kuranların, hesap yapanların ve yönetenlerin. … Bırakalım ölüler gömsünler yaşayan ölüleri. … Kendi arzularını terk eden herkesin keşfedeceği üzere, zehirlidir ölü gerçekler. … Diğer öbür kitaplardan daha fazlasını söylemiyorsa şayet, nedir ki değeri o kitabın? … her birimizin taşıdığı yalan sadece tam da ne yapmak istiyorsak onu pişmanlık duymaksızın ve kararsızlık yaşamadan yaparak dağıtılabilir. Burada hangi yalanlar kalmışsa senin arzuların kökünü kazısın onların, ve yok etsin beynindeki o büyük engizisyoncuyu. … Kendisini sevmeyi öğrenen her kişi ötesindedir tertiplerin ve utanç nöbetlerinin ve suçun ve sevme korkusunun; ve bu kişi şunu çok iyi bilir: hatalarıma rağmen bir milim dahi sapmayacağım bireysel istencin yaşayacağı bir temele dayanan bir toplum yaratma arzumdan, her şeyiyle başının üstünde ters duran bir toplumu evrensel olarak baltalayarak yapacağım bunu. … Bireysel özerklik üstüne binlerce yıllardır konulmuş o kayayı kim parçalayacak? Çünkü hayli zamandır yaşamayı öğrenmenin anlamı ölmeyi öğrenmektir. … Her birimizin içindedir anahtar. Kullanma kılavuzu verilmiyor o anahtarla. Kendi kendini tek referans noktası olarak görmeye karar verdiğinde, birbiri peşi sıra isimler sıralama tuzağına düşmezsin. Senin veya benim olabilir bu isimler; başka insanların düşüncelerine boyun eğme, veya olayları değerlendirişin belli bir kalıba girmesin. Ve tarih içinde bir hareketin parçası olmuş o daimi olarak mevcut hatıraları olan insanlarla bağ kurmaktan da vazgeçeceksin; çünkü o hatıralar bir şeyi deneyimlemekten edinilecek kişisel faydayı hâlâ engellemektedir. … Kendi hayatlarımızı keşfetmek tümüyle bize kalmış bir şey. Öyle çok enerji harcıyoruz ki vekâleten yaşamaya, gerçekten öyle ağır bir iş ki bu, kendini sevdiğin anda buna yeter dersin. Bu enerjiyi içindeki çocuğa, o tamamlanmamış yaratığın başarısına ve gelişmesine harcamalı. Arzunun anonimliğine erişmeyi ve sellerin beni alıp götürmesini isterim. …
(“Hazların Kitabı”ndan)
Kaplan
Kaplan Kaplan, ışıltılı yanarsın,
Gecenin ormanlarındasın;
Hangi ölümsüz eldir ve gözdür ki,
Çevrimler senin dehşetli simetrini?
Kavanozun Kısa Hikâyesi
Tennessee’de bir tepeye
Yuvarlak bir kavanoz bıraktım.
Doğanın rüküş vahşiliği
Sarmaladı onun sayesinde tepeyi.
Kavşak
Ey bedenim, bundan sonra birlikte çok da yolculuk etmeyeceğimizden
sana karşı yeni bir şefkat hissetmeye başladım, hayli acemi ve alışılmadık,
gençliğimdeki aşktan hatırladığım şey gibi tıpkı -
aşk ki sıklıkla sersemdi amaçlarında
Keçi Tanrı
Keçi tanrı misali kalçalı, böğürdü
Ay parıltılı korusundan ve bataklık ayazından
Ta ki bu insanın yaptığı çağrıya karşılık
Bütün baykuşlar o filizli ormanda kanat açıp
Keçi Vantuzu
Eski keçi çobanları yemin ederler, nasıl da bütün gece boyunca
O kuşun uyaran pırpırlarını ve vırıltılarını işittiklerini,
Ki uyanırmış kuş karanlıkla birlikte ve şafağa kadar yoğun çalışırmış,
Vampir gibi emip bütün sütünü her bir keçinin büyük memesinden.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla