Taşlar içindeki taşta, insan, neredeydi?
Havaların havası içinde, insan, neredeydi?
Zamanların içindeki zamanda, insan, neredeydi?
Sen miydin tamamlanmamış insanın o küçük dilsizi
ki caddelerde ve eski izler üstünde yürüyen
o ruhsuz kartalın geçerek ölü sonbaharın
İnsanların onarıldığı bir şehirdi bu.
Büyük bir örste uzanmıştım.
Yassı mavi gök çemberleri
Uçtu bir bebeğin şapkası misali
Düştüğüm zaman ışıktan dışarı. Girdim
Bugün, 25 Nisan, düştü
Ovalle’nin tarlalarına
yağmur, uzun süredir beklenen, su 1946.
Bu ilk ıslak Perşembe günü kuruyor sisli bir gün
boz demirhanesini dağlarda.
Tatlıysa eğer bütün ırmakların suyu
nereden gelir denizin bu tuzu?
Nasıl bilir mevsimler
gömlek değiştireceklerini?
Sahte astrolojiden, biraz hüzünlü alışkanlıklardan,
sonsuzluğa dökülen ve sürekli kaldırılmış yoldan,
her zaman korudum bir eğilimi, yalnız bir tadı.
Sandalyelerde bulunmanın tevazusu içindeki hayli eski
tahtalar gibi yıpranmış konuşmalardan, ikinci sınıf
Tavşan Avcısı
Zorlamanın yeriydi orası –
Rüzgâr savrulmuş saçlarımla tıkıyordu ağzımı,
Koparıyordu sesimi, ve deniz
Körleştiriyordu beni ışıklarıyla, ölü canlar
Ted’e Kaside
Adamımın çizme çatırtısı altından
yeşil yulaf filizleri çıkar;
isim verir bir kızkuşuna, hezimete uğratır tavşanları
sıvışır en çevik şekilde
Tek bacaklı olduğumdan ötürü,
Sen nasıl iki bacaklıysan
Üç bacaklıyım ben.
Sahip olmadığın ve “koltuk değnekleri” dediklerinle
İşaretler koyarım kaldırımlara,
İnsan hayatını okusun diye
Tekerleğin Değiştirilmesi
Yolun kenarında oturmuşum.
Şoför tekerleği değiştiriyor.
Beğenmiyorum gelmiş olduğum yeri.
Tek gözümle bakarım hayata.
(Öbürü camdandır) .
Ve tek gözümle
Görürüm görülecekleri:
Fakat, öbür gözümle daha çok şey görürüm,
Çünkü




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla