İsmail Aksoy Şiirleri - Şair İsmail Aksoy

İsmail Aksoy

Son Söz

Aralık. Görevini tamamlamış, arması sökülmüş
bir gemidir İsveç. Alacakaranlığın göğünde durur
direği keskince. Ve alacakaranlık daha uzun sürer
günden – buraya getiren yol taşlıdır:

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Ey yukarıda adları geçen şarkılar
Yedi günün mucizeleriydiniz.
Dergilerde yayınlandığınızda
Hayli patırtı yaratırdınız Şikago’da,
Ve şimdi sönük ve bitkinsiniz,
Hayli yıpranmış bir kıyafetsiniz,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Sıradan bir tabut istemem, kaplan çizgili
Bir lahit isterim, ve uzun uzun bakmak için
Ay gibi değirmi bir yüz olmalı üstünde.
Geldiklerinde onlara bakmak isterim
Dilsiz minerallerin, köklerin arasından seçmek için.
Şimdiden görürüm onları – o solgun, yıldız uzağı yüzleri.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Soluyor yüzüm, eğer acı çekiyorsa O içimde, O'nun gizli baskısı acı veriyor bana, ve göremediğim bir devinimiyle ölebilirim O'nun.

Ama inanma saklarken O'nu içimde, düğümlenmiş olduğuna sadece benim içimle. Bir gün yollarda sere-serpe koşarken O, benden çok uzaklardayken de, O'nu kırbaçlayan rüzgâr eskiyecek etimde, ve çığlığı O'nun açacak yolları gırtlağımda. Ağlayışım ve gülüşüm senin yüzünle başlıyor, oğlum!


Gabriela Mistral

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Sonsuz bir mutfak olmak
istemez mi en sonunda ölüm?

Dağılmış kemiklerin ne ister acaba,
tekrar aramak mı senin biçimini?

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Ormanda bir cesedi çiğneyerek
Sonsuzluğun bana doğru geldiğini gördüm.
Tutuştu an dirildiğinde herkes,
Gülümsedi yıldızlar
Ve doğruldu deniz yüreğin nabzı gibi.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Vuruşlarından sonra ormanı çınlatır
Baltalar,
Ve yankılar!
Atlar gibi yankılar
Merkezden uzaklaşır.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Yeni kurumuş bir toprak için yazıyorum, henüz
taze daha çiçeklerden, çiçek tozundan ve harçtan,
beyaz kubbelerinin yuvarlak boşluklarını temiz kara karşı
tekrarlayan bir kaç krater için yazıyorum,
ifade ediyorum kendimi uçurumdan yeni yükselmiş
demir grisi dumanın beraberinde getirdiği şey gibi,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Bir an için yaslandı bana
Rüzgârın duvara savurduğu serçe misali,
Ve konuştular Swinburne kadınlarını,
Ve çoban kadının Guido’yla buluşmasını,
Ve Baudelaire’in orospularını.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Ah yarım ay -

Yarım beyin, ışıldama -
Zenci, maskeli bir beyaz gibi,

Senin karanlık

Devamını Oku