seni yalvarırcasına seveceğim
bunu sana asla söylemeyeceğim
hayalinin önüne diz çöküp
her sabah evden ayrılıyormuşsun gibi
gitme diye yalvararak, gözyaşı dökeceğim
veda unutacak olanlar için vardır
ben veda etmiyorum
hayat bir gün tükense bile
ölümsüz olan ruhumla sevmişim seni
karla karışık yağmurlarda yürür gözlerim
gelmez bilirim ama yine de beklerim
gökten dökülen meleklere sorarım arada bir
onlar da suskun bu sabah
gaybın kapıları tümden kapalı
içimde kanar geçmişin yaraları
bir yangından çıkmış gibi
küle dönmüş gözlerin
bilmez misin
acı hayvanları
mutluluk insanları terbiye eder
seni unutanı
kapattım gönlümün kapılarını
kilitlidir tüm aşk damarları
kimse girmeyecek buraya
bir zindandır yüreğim
kapkara, acı ve gözyaşı dolu
Meri de olmayacak artık
onu sevdiğimi anladığımda
aşk gözyaşları döktüğümde
onu kendi ellerimle öldürmüştüm
hadi döndür döndürebilirsen
hayat duvarının ardından
hadi uyandır uyandırabilirsen
kendini sanma dünyalar güzeli bir efsane
sen de düşersin Züleyha gibi
bir Yusuf derdine
kesersin bileklerini amma ne çare
Mısr'a sultan olsan bile
mahkum olursun bir Yusufçuk kalbine...
yolculukları hep sevdim
ama bu kez hüzün dökülmüş yollara
her adımda biraz daha yoksunum senden
biraz daha boğuluyor içim
biraz daha titriyor ayaklarım
güneşini yitirmiş dünya gibiyim
hadi yeni bir düş kuralım
yeni bir dünya kurar gibi
mutluluk dökülsün semalarından
çiçekler özgürce açsın
nehirler yağmurla dolup taşsın
yeşil yapraklı ormanlar hiç sararmasın
yokluğunu düşünmekten korktuğum
sen hep varsın
bir sır gibi yürekte saklanansın
denizde kaybolan ırmaklar gibi
bende çoğalansın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!