Ey ışık,
Gecenin alnına sürülen ilk mühür sensin.
Dağlar seni bekler, denizler adını dalgalarla tekrar eder.
Sen doğmadan önce renkler yalnızca bir ihtimaldir;
Sen dokununca, taş bile içinde sakladığı baharı hatırlar.
Ey sabah,
Ufkun sessiz mabedinde bekleyen görünmez sessin
Senin bir nefesin yeter;
kuşlar göğün ezberini yeniden söyler,
Irmaklar kayalara unuttukları türküyü fısıldar.
İnsanın içine çöken uzun geceler bir avuç altın tozuna dönüşür.
Çünkü karanlık,
ışığın yokluğu değil, onu bekleyen zamandır.
Ey umut,
Yıkılmış şehirlerin küllerinde yeşeren inatçı filiz...
Ne fırtına seni sökebilir, ne de zaman seni yok edebilir
Sen,
çatlamış bir testide kalan son damla,
gurbet yolcusunun cebindeki sıcak memleket,
Annesini bekleyen çocuğun gözlerinde titreyen kandilsin.
Sen oldukça, yenilgi yalnızca bir sonraki dirilişin adıdır.
Ey insan,
Toprağın sessizliğinden doğdun, ama bakışlarına sonsuzluğu sığdırdın.
Bir elin toprakta, öteki yıldızların eşiğinde...
Düştün.
Yenildin.
Kırıldın.
Yıprandın,
Ve nihayet öldün.
Fakat her defasında, kendi küllerinden doğrulan ateş gibi yeniden yürüdün.
Çünkü sana yakışan, zafer değil; vazgeçmemektir.
Ey zaman,
İmparatorlukları kum tanesine çeviren büyük nehir...
Sen sarayları eskittin,
tahtları devirdin, isimleri susturdun.
Ama hiçbir çağ, bir iyiliğin yankısını susturamadı.
Merhamet, senin ulaşamadığın tek kıyıdır.
Ve ey hayat...
Biz senden yalnızca birkaç mevsim ödünç aldık.
Giderken ne altını götüreceğiz, ne de taşlardan örülmüş duvarları.
Ardımızda kalacak olan,
karanlıkta uzattığımız bir el,
yaraya dönüşmeden susturduğumuz bir söz,
ve umudunu kaybetmiş bir kalpte yeniden yaktığımız küçücük bir ışık olacaktır.
İşte bunun için,
göğe her baktığımda güneşi değil, onu beklemekten vazgeçmeyen insanı selamlıyorum.
Çünkü ışık,
önce gökte değil, insanın yüreğinde doğacaktır.
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 12.07.2026 10:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)