İki keçi BİR köprüde karşılaşırsa en nihayet olacağı şudur ki Boynuz boynuza gelirler ve aradan zaman geçer ikisinin de kemikleri O köprüde beklemeye devam eder öbürünün yol vermesini... Burdan daha ne kıssalar çıkar, bu köprüden daha ne keçiler geçmeyi bekler... Şu bende ki keçi var ya, önünde ki Sırat'ı, Sırat Köprüsünü görür de keçi olarak geçmeye kalkar işte...
İnsan keçilik etmemelidir. Yaratıcımız her kulunu Cennet'ine koymak ister. Hâlbuki çok insan görürüm koşan. Derim nereye koşuyorsun böyle. Cehennem'e ya da Cehennem'in dibine, der. Kolundan tutacak olurum ne yapıyorsun? Orası sıcak. Güneş kadar sıcak. Güneşler kadar sıcak. Yakma kendini. Keçi gibi inatçıdır dinlemez beni. Koşmaya devam eder.
Cennet deseniz inanın ucuzdur. Her şey eksiksizdir, kusursuzdur. İstenilenler ise kişinin zaten yapması, olması gerekenlerdir. Bir tane emir ve yasak söyleyin ki bana insanın menfaatine olmasın. Ve Cennet ucuz dedim ya, ama isteyen kim? İstemeyiz. Keçiliğimizden. Ya bu dünya tarlasına ekiyorsun tohumu bilmem ne kadar zaman da verir mahsülünü. Yani herkes zengin doğmuyor anasından. Evdi, yerdi, arabaydı... Derken zaman akıp gidiyor. Bi bakmışın kelli felli bi adamsın ya da Sürahi Nine gibi bir kadın. Paran var ama ağzında dişin yok. Ve hala şu dünyadan tam istediğini alamamışsın. Anlamamışız bu dünya tarla, ekme yeri. Mahsul toplama yeri değil. Ektiğimizi öbür dünyada toplayacağız nasipse. Ya cehenneme ya cennete toplamış olacağız...
Şimdi ne dedim ben. Ninemin güzel Türkçesinden pek bilmediğimiz bir kelime kullandım. Sözlüklerde bu kelimenin karşılığı var mıdır bilmem, melehom...
Ninem bu kelimeyi çok kullanır. Anlatır, anlatır melehom öyle, melehom böyle diye diye...
Ara sıra da bana bakar. Pıvır eder bakalım beni dinliyor mu, dinlemiyor mu diye...
Ben aşağıdaki yazıyı yazdıktan sonra bu diziyle ilişkilerimi 3 talakla boşadığım için akıbetini bilemiyorum...
Ve işte o aşağıdaki 'İntikam' yazısı:
Bu dizi gümbür gümbür devam eden dizilerimizden. Dizi yayına başlamadan neler yazmışım gelin beraber okuyalım :))
Uyku geldi gözlerine... Uyudular yüzlerce yıl... Bir gün değil iki gün değil, üç gün değil, yüz gün değil, iki yüz gün değil...
Kaçtılar zalimin elinden. Kaçtılar hidayete... Kaçtılar tek tanrıya inandıkları; kaçtılar ' Allah' dedikleri için... Kıtmir adlı köpek de bu gençlerle 'ölümsüzlüğe' uyudu... Evet yakalanmayacaklar ve öldürülmeyeceklerdi...
Kaç yüz yıllık bir rüyaydı bu!
KARADAYI TUTAR MI?
Dizi tarlasında bir çiçek daha açtı, açacak...
Çıtası her geçen gün/ ay/ yıl yükselen bir oyuncu Kenan İmirzalıoğlu. Sırf bu nedenle bile bu dizi tutar diyebilirim. Bence dizi sektörünün, Türk Sinemasının yani Yeşilçamın önemli bir aktörü, figüranı, parçası. Onu ilkin Miroğlu diye tanıdık, sevdik. Kabul bu genç bizden biriydi. Yani yapmacık değildi. Delikanlıydı.
Gittim ve geldim,
Yokluk denilen yere
Eli boş gittim,
Dolu geldim
Ne yılan gördüm
bil bakalım.
bil...
yaşamak istiyorsan öldür beni.
çiğne beni gözüm.
Bas...
yüreğimi at çöpe umrumda değil...
Bu yol upuzun,
Her gün sorarım kendime bugün son mudur?
Bir gün sonu gelir yolumuzun,
O zaman anlarım ki daha çok var!
Sonu gelmez yürümenin.
...
Yumdu gözlerini adam... En başına gitti dünyanın, dünya en son yaşlarındayken... Dünya şimdiki gibi ihtiyar/bunak değildi. Yeni doğmuştu anasından...
Yemyeşildi, masmaviydi, bembeyazdı, kapkaraydı, kıpkırmızıydı, sapsarıydı her şey... Yumdu gözlerini adam. Ve bu dünyada şimdi bir O, bir Âdem, bir Havva vardı... Üçü de bambaşka yerdeydi...
İlk cinayeti gördü...
Sen yoksan elimden tutan,
Hiç kimse yok anne...
Kaldı ki,
Ben elimden değil...
Yüreğimden tutsunlar istiyorum...
06.01.2014




-
Ömer Faruki
Tüm YorumlarHocam size nasıl ulaşabilirim ?