Çaresizlik miydi kimsesizlik,
Yoksa kimsesizlik mi çaresizlik?
Mecnûn'a çöl aştıran mıydı aşk,
Peşinde koşturan mıydı Leyla?
Sahi şu kör topal dünya,
Ne Mecnûn odunda yandı aşkın,
Ne bu çehre ne bu suratın hali,
Nedir bu boynun gam yüklü deve misali?
Karartma enseyi azizim doğar güneş,
Gül, gülsün yüzün gül ki güzelleş.
Gülümser mi tabiat yağmasa yağmur?
Ben geldim ey nazlı yar,
Ne bu hal, kapı duvar?
Yaşasam neye yarar,
Yar ölsem neye yarar?
Divane gönül, firar.
Ah ki ne ah mazlumun ahı,
Ah ya rabbim bilmem ki nedir günahı!
Kirlettiler nurlu sabahı,
Sâdâbat gitti neylersin!
Tilki derisinden post mu olur,
Tıkandım çıkmaz sokak,
Yol yok gidiş nereye?
Mutluluk bize çok uzak,
Umut yok bu çırpınış niye?
Yalan mı yaşadıklarım,
İyiye âciz namusluya taciz,
Kibara zorba şefkate öfke.
Zulmünü kustu her zâlim,
Âlim cahil cahil âlim.
Tekâmül etmiyor her nefes,
Bir sabah uyandım, karanlık,
Gün doğmamış yüreğime.
Şu hasretim kaç zamanlık?
Bin âh ekledim dûama, dileğime.
Yolu yok gitmeli buralardan, âtîye,
Bir at gördüm,
Kalbim parçalandı.
Bir kedi gördüm,
İçim ağladı.
Hepsinin gözlerinden merhamet vardı,
İnsan deme bana,
Bir yalnızlığım var benim,
Bir de kimsesizliğim,
Belki ondandır bu sessizliğim.
Lâkin sanma bu durum çaresizliğim.
Görülmemiştir yolumdan döndüğüm,
Tutuşturacak kadar kıvılcım,
Yanacak kadar alev,
Tütecek kadar yangın,
Sönecek kadar su!
Gidecek kadar yol,
Dönecek kadar ümit.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!