Her sabah aynı güneş mahpus,
Yok karanlığı aydınlatacak bir ışık.
Cehaletin gücü bu okumuşlar suspus,
Her sabah aynı yenildi kırıldı ışık.
Fikirler çaresiz bakışlar ürkek,
Yine bir yalnızlık sabahı,
Yine boş bir yastık soğuk bir yorgan.
Yine bir yalnızlık sabahı,
Yalnızlık kementtir boynumda, urgan.
Yine bir yalnızlık sabahı,
Aşkın ateşinde yanıyorum.
Yanıyorum,alev saçıyorum.
Kül oldum tozuyorum,
Yokum ben!
Bir hata ki seni seviyorum!
Bir yaprak kurumuş düşüyor,
Benim gönlüm kopmuş dalından,
Sonbahar sonbahar dökülüyorum,
Güz günü bizim buralar hüzünleniyorum.
Kasım'ın mâtemi var içimde,
Bugün günlerden yine mutsuzluk,
Yine içimde bir kor alev yine huzursuzluk.
Bugün günlerden umutsuzluk yine,
Dilimde yine bir küfür, ne bu sorumsuzluk?
Güneş yine aydınlatırken sabahı, gün ışır,
İçimde bir matem bir hüzün,
Gene kim öldü?
Ben miyim şu cenaze,
Ne çabuk soldu güllerim?
Doldu takvim günlerim son buldu,
Cebinde metelik yok talim kuru ekmeğe,
Tükenmiş bir kere fehminde son nefesinin.
Utanır toprağına bir tek tohum ekmeye,
Yavrum seni leylekler mi beslesin?
Zor muydu hamurunla ununla yaşamak,
Eve geldik, dün geldiğimiz gibi,
Yine geldik hep geldiğimiz gibi.
Bir gün gidilecek omuz üstünde,
Dost düşman herkes saygı duruşunda.
Münker nekir sorarlar başucunda,
Ey nefs kaç günahlık günün kaldı,
Bu kaçıncı tövbe?
Ey nefs bu hangi pişmanlıktı,
Hangisi son tövbe?
Karanlık gecelerde kara günahlar,
Dağlara sığmayan emeller kefene sığar,
Tevhidsiz, besmelesiz her nefes nefse zarar.
Vallahi kuruntu habersiz mi gelir ölüm,
Sermayesiz şefaatsiz göçmek neye yarar?
Ölmem zanneder hain, gafil kör nefs kendini,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!