Hayat koymuşlar adını...
Uzun bir yol kıvrımlı bazen bazen düz.
İki kapılı han diyorlar bazı gece bazı gündüz.
Hayat koymuşlar adını....
Geleni gideni belli değil!
İşte biz o hayatın gülleri,
Ey Ebrehe tohumu,
Ey Samiri'nin torunu,
Ey namussuzların baş tacı,
Ey cümle İblislerin şifâül ilacı,
Ey namussuzlar namussuzu,
Ey soysuzlar soysuzu,
Ben Müslüman sen münafık,
Ben günahkâr sen zındık.
Çok itibarlısın toplum içinde,
Bil ki o toplum hep cehennemde.
Dedin deli aptal, ettin hakaret,
Her yeni eskir,
Küçük olan büyür genç yaşlanır,
Her canlı ölür her duygu körelir,
Her sevda yazılmaz tarihe.
Her kalp atar her saat durur,
Ağır duyguların ağırlığı,
Duyulmaz feryadın sağırlığı.
İnsan niçin böyle?
Her seçmenin var bir ağırlığı.
Ben miyim bilemem sen mi,
Ayaklarım altındaki şu muazzam manzara,
Başım kafa tutar sanki deli rüzgâra.
Ve bu kalp sancısı neyin özlemi,
Gelir mi onca zaman vursam başımı duvarlara?
Ahu fiïgânı inletiyor arşı,
Mesele tek, amaç belli,
Kâbe'yi yıkmak!
Neyin Mehdî'si olacak,
Kâbe'yi yıkarak?
Ümmet diyor, ümmet ümmet,
Belki senin acelen yok, bil ki benim de zamanım.
Bekledikçe tükendim, bitti dermanım.
Yağmur bile ağladı halime, göstermiyor güneş yüzün,
Çaresizlik diz boyu, faydası yok hiçbir sözün.
Ah etmelerim tükenmez arşa ulaştı figanım,
Kanlı bir kin mi,
Kinli bir kan mı?
Ne ara cehenneme döndü memleket?
Sözüm anlamazsan bana mı,
Kendine ihanet!
Yolun sonu şu çukur,
İki metre oda,
İki kürek toprak.
Lâzım olan iki metre bez,
Her varını geride bırak.
Yolun sonu şu çukur,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!