Hatırın, kış ortasında dalında unutulmuş bir nardır;
Kabuğu çatlasa da içindeki yakutu kimseye göstermez.
Gözlerimin ardında uğuldayan o kör fırtına,
Sırf senin adının gölgesine çarpar da tek bir yaprağı incitmez.
Bir kelamının hatırına, yutkunurum boğazıma batan kırık aynaları;
Dilsiz bir çan kulesi gibi susarım, içimde devrilirken kentin kuleleri.
Kırk yıllık bir eşiğe sererim öfkemin vahşi atlarını,
Yelelerinden çeker, kendi sarnıcımda boğarım o gururu.
Hatırın, göğsümün çatısına konan ürkek bir kumru;
Uçmasın diye nefes bile almam, taş kesilir bu gövde.
Zaman, duvarda sızlayan o eski çivi gibi taşır yükünü;
Bütün yenilgileri bir yudum su gibi içerim de sessizce,
Dönüp de bakmam arkamda alev alan tahtın dumanına.
Dünya tersine aksa, kurusa içimdeki o deli ırmak,
Bir tek senin hatırına boyun eğer bu mağrur baş.
Bütün kapılar kapansa da yüzüme, bir sitem dökülmez toprağa;
Çünkü hatır dediğin, can çekişen bir ormanı tek bir kıvılcımla yakmak değil,
O yangının ortasında tek bir yeşil filiz için kül olmayı bilmektir.
Kayıt Tarihi : 1.10.2026 17:08:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!