Yansam mı bilmem.
Yıllardır gönlümde ağır bir ataş
Düzene boyun mu eğsin mağrur baş
Zehirle yoğrulmuş yediğimiz aş
Bu çarkın içinde yansam mı bilmem.
Şiir; bir matematik problemi değildir. Şiir; kelimelerin inci gibi dizilmesinden ibaret bir mühendislik harikası da değildir. Şiir; kanayan bir yaradır, uykusuz bir gecedir, bir bakkal dükkanında ekmek parası kazanırken kağıda dökülen alın teridir.
Son zamanlarda edebiyat sitelerinde, şiir gruplarında garip bir kalabalık görüyoruz. Profilleri, isimleri var ama ruhları yok. Kafiyeleri kusursuz, hece ölçüleri milimetrik, durakları şaşmaz... Ama okuduğunuzda burnunuza ne bir toprak kokusu geliyor ne de yüreğinizde ince bir sızı hissediyorsunuz.
Çünkü onlar, "Yapay Zeka" dediğimiz, veri yığınlarından şiir devşiren soğuk algoritmaların ürünleri.
Yara Derinmiş
Felek çelme taktı, kırdı dalını
Yaban elde kimse sormaz halını
Göz göre göre ben verdim malını
Yürekte sızlayan yara derinmiş.
Nurun Cevabı...
Hüzzamı ney eyleriz, Rast’ta buluruz canı,
Biz karanlık dehlizden, nura salanlardanız.
Unutmadık evvelde verdiğimiz peymanı,
Dertten geçip dermanı, Yar’da bulanlardanız.
Ya Resulallah...
Alemler nuruna muhtaçken doğdun,
Karanlık geceyi şafağa boğdun,
Gönüller tahtına sultanım kondun,
Hasretin yakıyor, Ya Resulallah.
Gönül kuşu uçar gider,
Süzülür yâre yâre der.
Bülbül güle yanar biter,
Dökülür zâre zâre der.
YARININ ŞAFAĞI.
Güneşle uyandı o asil eller,
Karanlık zindandan esiyor yeller.
Meydana akıyor coştukça seller,
Yürüyen bu halka meydan serilir.
Yarin Yüzünün
Sevda bağlarında seyran edelim,
Hakikat yolunda birlik gidelim,
Bütün engelleri aşıp geçelim,
Seyrine dalayım yârin yüzünün.
Geceler bir zindan, sükûn bir tuzak,
Sensiz uykularda kalırız uzak.
Gönlümde kopuyor her an bir kozak,
İçimde fırtına sözüm yastığım.
Kalemini sivrilt, gerçeği gör de,
Hainler gizlenir aynı o yerde,
Merhem diye sunar zehri o derde,
Fitne kazanını düzenleri yaz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!