Gönül terazisi şaşmış, tartmıyor,
Haksızlık dağ gibi göğe gitmiyor.
Doğruluk kefesi artık artmıyor,
Zalimin gölgesi iner özüne.
Şafak söker gece yırtar postunu,
Güneş giyer bulutların üstünü,
Kimse bilmez gariplerin kastını,
Umutlar tarlada bir hayal olur.
Gözlerim uzağa, dalar bir zaman
Kalmadı dizimde, derman ve aman
Savruldum rüzgârda, kuruyan saman
Seni unutması, çok zormuş gibi.
Bir güzelin, aşkı yaktı özümü,
Unutturdu, bana doğru sözümü.
Hasretinle, yumar oldum gözümü,
Diyar diyar, viran eyler sevdana.
Gözlerin göl, kirpiğin ok, kaşın yay,
Bir yolcuyum, menzilimi sormuşum,
Gönül denen bu han içre durmuşum,
İki sesle her gece yoğrulmuşum,
Biri "haydi", biri "geri dön" diyor.
Malın mülkün sahibi sanma ki sensin
Veren O’dur, alan O; nefsi yenensin
Bölüş ki ekmeğin sofrada şenlensin
Rızayı kazanmaya kârdır infak.
GÖREV...
Bir ulu dağ eteğinden,
Dost emretti, yola çıktım.
Kurtulup kem tuzağından,
Ben o nurdan sele aktım.
Gönül bahçesine bir selam düştü,
Dostun selamıyla ekmekler pişti,
Nice aşık bu sevdaya erişti,
Bize de heceden bir dem görünür.
Bakışlarının o bitmek bilmeyen rüyasına mahkumum,
Öyle bir hapis ki bu;
Her kelimen fırtına koparır içimde,
Her susuşun derin bir varoluş...
Ferman mı zaman mı çözemem amma
Aklımı başımdan aldı sözlerin
Başka bir şey zaten sezemem amma
Gönlümün baharı, yazı gözlerim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!