Vatan Nöbeti.
O karanlık gece çöktü yurduma
Hain pususunu kurdu orduma
Vatan sevdasıyla koştun yardıma
Ölüm gelse dönmez sensin ez oğlum,
Güneş ilk ışığı Ağrı’da yakar,
Munzur’un suları coşkuyla akar.
Dadaşım Erzurum’dan vakurca bakar,
Anadolu benim canım Türkiye’m.
Veda Nöbetçisi...
Biri kader dağıtırken en başta,
senin avucuna bir filiz düştü, benimkine paslı bir taş.
Senin yolun günaydınlara çıktı,
Gece,
uykunun en kalabalık sokağındaydım.
Bir market işletiyordum.
Vitrinim yoktu.
Müşterilerim vardı, yüzleri yoktu.
Yine sözleri, sazları, inançlarıyla geldiler,
dize dize aydınlık oldular, aktılar gecenin üstüne.
Kıyıları tuttular bu kez.
İda'da devrilen bir çınar, köklerinden doğruldu yeniden,
İlk karayı vicdan açtı,
kendi sessizliğinde çatlayan bir perdeydi bu.
Benliğimizden uzaklaştıkça
ayaklarımıza vurulan prangalar
Gözlerimden gece geçti, uykularım talan şimdi,
Bir teselli arıyorum, her ne varsa yalan şimdi.
Gönül sarayımı yıktın, her köşesi salan şimdi,
Ben bu aşkın pençesinde, can çekişen esiriyim.
Sana,
alnında mazlum bir coğrafyanın teri,
avucunda nasırlı bir sevda taşıyana.
Vurulmuşum.
Bir ateş düştü bak, gönül özüme,
Dedim ki bu hasret bitecek bir gün.
Uyandım, inandım o iç sözüme,
Ocak’ta o Nura yetecek bir gün.
Ya Hu...
Tecelli eyledi envâr-ı zâtın her yana ya Hu,
Gönül mir’âtına düştü aks-i hüsnün aşikâ ya Hu,
Cihân bir zerredir zıll-i hayâlinde bekâ ya Hu,
Ezelden tâ ebed sensin murâd-ı kibriyâ ya Hu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!