Bir rüzgâr misali esti seneler,
Mazide sararmış yaprağımız var.
Ne hüzünler gördü, ne de neşeler,
Hasretle karışık toprağımız var.
Dünya bozuk bir çark, döner durmadan,
Zengini doymaz hiç, vakit dolmadan.
Fakir kan ter döker, huzur bulmadan,
Adalet mülküne, varalım dostum.
VARALIM HUZURA...
Bismillah diyerek düştük yollara,
Gönül kuşum konar yeşil dallara,
İdil’im, bakıp da geçen yıllara,
Ağlayıp yüz sürelim biz o nura.
Kazdağı'ndan bir rüzgâr indi denize,
Bin yıllık zeytinin gövdesinden bir fısıltı.
Duydu onu köklerde uyuyan sır,
Ve denize karışan toprağın o engin sabrı.
Var mı?
Ey devletim, yüce dağlar başısın
Yoksul kulun gözlerinde yaşısın
Sofrasızın ekmeğisin, aşıısın
Seslenirim, duyan bir kulak var mı?
Varoluşun Sahnesi..
Boşlukta asılı bir soru muyum?
Yoksa sorunun ta kendisi mi, yankılanan evrende?
Vatan.
Güneşin doğduğu en kutsal eşik,
Şüheda kanıyla yoğrulmuş beşik.
Karanlık geceye sönmeyen ışık,
Bin yıllık sevdanın adıdır vatan.
Vatan dediğin,
haritada bir renk, pasaportta bir mühür değil sadece.
İnsanın içine, en derinine kök salan o ulu çınar.
Toprağını avuçladığında,
Vatan için
Bu gelen Alparslanın Varisleridir
Gökler gürlüyor,şimşekler çakıyor dokuz ışıktan
Bu gelen Alparslanın varisleridir
Türk oğlu türk ve islamdı bunlar doğuştanAllah ve vatan için geliyor bunlar
Bayrağı elinden bırakmaz,bozar oyunlarGönülleri volkandır sönmek bilmez
VATANIM...
Ezelden ebede bir büyük sevda,
Gönlümün tahtında sultansın vatan.
Dillerde duadır, en kutlu nida,
Damarda dolaşan al kansın vatan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!