Kâinat ayna oldu, seyre daldım özümü,
Sevda ateşi yaktım, unutturdum közümü,
Hakikat yoldaş sandım, söylediğim sözümü,
Geçtim dünyanın yüce ve ulu dağlarından.
Kalbim Eriyor...
Yine düştü gönle hasretin narı,
Kelimeler sustu, kalbim eriyor.
Eridi dağların sönmeyen karı,
Yollar mühürlenmiş, menzil küsüyor.
Gönül sırdaşıdır, kader yazandır,
Hakikat yolunda daim ozandır.
Karanlık gecede ışık sızandır,
Umudu da çizer Kalem Destanı.
Kalemim.
Sığmadım dünyaya, hayat dar geldi,
Bahar beklediğim ömre kar geldi,
Felekten payıma hep bir zar geldi,
Gönlümde büyürken bitmez özlemim,
Kalma ki nefretimiz sevdamızı boğmasın,
Bu küllenmiş ateşten yeni bir kor doğmasın.
Kalma, hüzünlerimi gözlerine sürme hiç,
Kırık dökük dünyamı yollarına serme hiç.
Zaman, haritası kayıp bir çöl.
Her kum tanesi, unutulmuş bir soru.
Akıl, kervanını yitirmiş bir yolcu,
dudaklarında bin yıllık bir susuzluk.
Kal sağlıcakla...
Bir hüzün kapladı ömrümü sessiz,
Bu aşkın yolları kalmasın izsiz,
Mademki gidiyor yüreğin bensiz,
Silerim sevgilim kal sağlıcakla.
Vakit daralır, mülk sahibi çekilir kendi kabuğuna,
Sükût, bir veli hırkası gibi düşer şehrin omuzlarına.
Bir ses yankılanır arşın en kuytu burcunda;
"Gel" der, "Kendi kıyından geç de gel..."
Kapına geldim Rabbim, derinden pişmanım
Nefsimin esiriyim, hayli perişanım
Dindiremedim bir an, kalbimdeki isyanım
Merhamet deryandan bir, damla sunsan olmaz mı?
Yeşil giymiş dağlar denize bakar,
Tepesinden duman eksik olmuyor.
Yağmur ince ince durmadan akar,
Güneş naz eyleyip hemen doğmuyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!