Bizim.
Yolumuzun ucu vuslata döner,
İçimizde yanan meşale söner.
Hakikat arayan gönüller iner,
Dostlukla örülür, yolumuz bizim.
Yokluğun,
Balıkesir zindanında unutulmuş bir tütün paketi değil, aşkım.
Ne de paslı bir demir kapının gıcırtısı.
Yokluğun, kan kırmızı bir gelincik tarlasında
Bizim Özümüz.
Gözümün yaşları sel oldu aktı,
Ayrılık ateşi sineyi yaktı,
Giderken geriye onur bıraktı,
Hakk'a doğru yürür bizim özümüz.
BOŞLUĞA YANKI...
I. Fısıltı
Boşluk, adımı çağırdı harfsiz bir dille.
Ne sesti bu, ne de bir yankı.
Varlığın damarlarında yürüyen sükûtun gölgesiydi.
Gönlünde yanardı aşkın ocağı,
Çekti cefasını o gençlik çağı.
Bozkırın tezenesinin kucağı,
Sırrını sazına kattı derlerdi.
Öyle yıkılıp kalma hemen,
Omuzlarında bir koca cihanın sancısı,
Yüreğinde kırbaç izi gibi bir hasretle...
Bu Destanı Yaz.
Sevda bahçesinde açan güzel yâr,
Aşkın ateşinden dünya oldu dâr.
Ah edip geceye eyleme hiç zâr,
Gönül defterine bu destanı yaz.
Çırılçıplak geldin, şu fani hana,
Bir top bezle döneceksin vatana,
Saraylar yaptırsan, sığmazsın ona,
Giderken peşinden, bakmaz bu dünya.
Bakkalın önünde nasip aradım,
Alın teri ile piştim bu gece.
Dünya pazarında bir yer taradım,
Siyah bir kumaşa düştüm bu gece.
Bu Gece...
Yine efkâr bastı, gönül yorgunu,
Hesabı kadere kestim bu gece.
Ruhumda bir aşkın bitmez vurgunu,
Kendi rüzgârımla estim bu gece.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!