Yıktım duvarlarımı bir bir.
Tuğlası kibir, harcı benlik olanı.
Soyundum sıfatlardan,
üzerime giydirilmiş ne kadar urba varsa,
ne kralım ne köle,
Geçmiş dünyadan o, hayale dalmış
Gönül dergâhında Can Gözü Açık
Varlığı yokluğa, aşk ile salmış
O ulu divanda Can Gözü Açık
Canım Annem.
Zamanın ötesi, o şefkat gözün,
Kalbime kazındı, her bir ak sözün.
Batında biriken, o beyaz özün,
Nur olup yoluma, saçıldı annem.
Yorulmak;
bir akşamüstü bir kenara çekilmek değildir dostum.
Yorulmak:
durgun suların dibindeki o karanlık yosuna razı gelmektir.
Havaya düşünce, ilk cemre, bir şan,
Isınır yavaşça, uyuyan her can,
Unutur ayazı, dağ, tepe, umman,
Tabiat yeniden, canlanır sonda.
Kırk yıldır yollardayım, yoruldu bu fani beden,
Evren okulunun son sınıfındayım artık, biliyorum.
Sıralar eskidi, tebeşir tozları sindi saçlarıma,
Çiğ düşmüş ekinler selam verir hey!
Sabah seherinde düştüm yollara,
Çiğ düşmüş ekinler selam verir hey!
Elimi uzattım taze dallara,
Toprak ana bize kelam verir hey!
Çileli Handa
Sessizce sızımı döktüm yollara
Tutundum kökünden kopmuş dallara
Sırrımı vermedim başka kullara
Bizi harab eden çileli handa
Çağırdığın düğüne, geldim bak en sonunda,
Bir yabancı gibiyim, senin o salonunda.
Canım yanar derinden, daim mutlu anında,
Azrail'i beklerim, sanki hep tam yanında.
Analar feryatla gökleri deldi
Bebekler üstüne bombalar geldi
Melekler arşından kahırla dindi
Çocuklar ağlatır, yıkar evleri.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!