YÖRÜK ÇADIRI
Kara maya güz göçünün önünde,
Zülüfleri tel, tel olmuş yüzünde,
Kamalaklı, karaardıçlı yayla özünde,
Ne heybetli görünürsün kara çadır.
Karakeçi, kara kızın emeği,
YÜKSEK KAYALIKLAR
Yüksek kayalıklar sisle bora
Sis çökmüş her tarafa
Göz, gözü görmez
Etrafı sis çökmüş. Ortam kapkara
YÜREĞİM YARALI
Hay gözünü sevdiğim dünyası
Öylesine yoğunlaştı duygularım
Beklemediğim olaylarla karşılaşırsam
Dokunsalar ağlar oldum
Yüreğimde öylesi zalimlerin yarası
Yürek yarası
Karnı açtı; gurulduyordu açlıktan
Cebine de ekmek parası yoktu
Fırının etrafında döndü durdu
Yarım ekmek alır mıydı parası
Hiç yoktu, parası, gözleri karardı
YUSUF ABİ VE BASTUNU-2
Güneş karşı tepelerden aştı, aşacak
Biraz sonra etrafı karanlıklar basacak
Etraf gecenin derin sessizliğine bürünecek
Uzaklardan gelen köpek sesleri
Gecenin sessizliğini bölecek
YUSUF, YUSUF…!
Harmanlarda dolanırdı tek başına
Yusufçuk kuşu;
Uçarlardı ağaçlardan ağaca
Öter dururlardı Yusuf, Yusuf diye, diye
YUSUF, YUSUF- 2
Harmanlarda dolanırdı tek başına
Yusufçuk kuşu; zıplayarak koşardı
Uçarlardı yemyeşil harmanlarda
Öter dururlardı Yusuf, Yusuf diye, diye
ZALİM FELEK-2
Zalim felek nedir senden çektiklerim
Daha çocukken omzuma yükler bindirdin
Dertleri dağlar gibi önüme serdin
Dermanı yetmedi çözemedim..
ZALİM YILLAR
Asma ağacı
Seninde yapraklarını dökülüyor sonbahar da
Benim de yıllar ağartıyor saçlarımı
Döküyor saçlarımı
Dam daz ediyor kafamı
YİNE KARLI DAĞLAR GİBİ BAŞIM
Yine karlı dağlar gibi başım
Kar, fırtına, bora ve şimşekler çakar
Bulut, bulut gözlerim
Eriyen buzlar gibi, san ki gözyaşlarım akacak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!