Gelen iter, giden iter,
Açılıp kapanmaktan yorgun bahçe kapısı.
Biteviye duyulur kulakta fısıltısı...
''Hoş geldin '' der, gülümseyerek,
Ama hazindir uğurlaması...
Dibinde çömelen kızlar olmuşlar arkadaşı.
BİLSİN Kİ ÇOK SEVİYORUM...
Gönlüm sevdi gözlerini, sözlerini, bilirsin,
Güzel yürek, ince duygu, dili ballı sevdiğim.
Senle dolu hülyâlarım, rüyâma hep gelirsin,
Fidan boylum, güzel soylum, ak sakallı sevdiğim...
Sıcacık bir yaz akşamı. Batan güneş öyle güzel ki...
Balkonun demirine dayanmış bir halde ne kadar durmuşum bilmem? Kim bilir neler düşünüyordum? İçerdeki bağrışmalar artık o kadar sık olmaya başlamıştı ki, çocukların sesleri evin bir parçası sanki...
İşte, evlerine dönen erkekler. Evlerin direkleri. Elleri, kolları dolu, servis arabasından lojmanın bahçesine dağılmaya başladılar. Koşarak babalarını karşılayan, paketlerini taşıyan çocukların çığlıkları yukarı kadar geldi. İçerdeki şamata durdu. Çocuklar balkona koşmuştu. Gözleri babalarını aradı.
Herkes evine girdi. Bahçe yavaş yavaş boşaldı. Akşamın karanlığı bir sis gibi etrafı sardı. Çocuklar balkondan içeri girdiler. Şimdi içerde bir sessizlik var, neden acaba?
Karşı bloklar ışıl ışıl, mutfaklar cıvıl cıvıl. Masalar dolu. Evin beyleri baş köşede. Sıcacık çorbalarının kokusunu içlerine çekip, kadınlarına sevgiyle bakıyorlar. Çocuklar neş'eli. Günün haberleri babaya anlatılıyor. Herhalde mutluluğun en yoğun olduğu zamanlar bunlar...
Nasıl da dalmışım? Kapalı perdelerin arkasını görmüş gibi... Balkonun demiri ne soğuk! Saat de ne çabuk geçmiş.
Üstüme örttüm şimdi elem örtüsü,
Zindanımda başbaşa dertlerimle ben.
Gözyaşım yanağımda yüzümün süsü,
Hıçkırık dudağımda, kederimle ben.
Karardı şimdi güneş doğmaz ufukta,
Bir ninni geliyor kulaklarıma,
Şırıl şırıl derelerin akışı gibi.
Yumuşacık bir el yanaklarıma,
Meltemin okşayıp sarışı gibi.
Unutulmaz hâtıralar çok derin,
Nazarlık gözlerin, mavi bir boncuk,
Gülerken yüzüme sanki bir çocuk.
Sevdirip kendini nasıl da kaçtın?
Geliversen yine, gelsen azıcık.
Sevgilim gözlerim yollarda kaldı,
Kasabanın birinde yanyana yapılmış iki ev varmış. Her yerde böyle yanyana evler olur demeyin. Bu evler birbirinden öyle farklıymışlar ki, herkes şaşıp şaşıp kalıyormuş.
Bahçesinde çeşitli ağaçların, yemyeşil çimenlerin ve renk renk çiçeklerin bulunduğu evde, ''İyilik'' ve ''Sevgi'' adında iki kardeş yaşıyormuş. ''İyilik ve Sevgi'' birbiriyle çok iyi geçiniyorlarmış. Kalplerinde daima iyilik yapmak ve her şeyi, herkesi sevmek duygusu olduğu için, her şeye:''Ah, ne güzel, ne tatlı! diyerek seviniyorlarmış. Kimi görseler gülümsüyorlar, yardım ediyorlarmış. Herkes, dost olmak için hep onları arar sorar olmuş. Çocuklar bahçelerine gelerek neş'e dolduruyorlar, çiçekler bahçelerini güzelleştirmek için en parlak renkleriyle açıyor ve mis kokularını saçıyorlarmış. Güneş bile onların bahçesine doğuyor; onlar da güneşin aydınlatıp, ısıttığı salıncakta oturup sallanıyorlarmış.
Böyle herkesle dost olarak, güzellikler içinde yaşayarak mutlu olunmaz mı? ''İyilik ve Sevgi'' de çok mutluymuşlar. Mutluluklarını da bütün insanlarla, hayvanlarla, doğadaki her canlıyla paylaşıyorlarmış.
Yan bahçedeki evde de ''Nefret '' ve ''Kötülük'' adlı iki kardeş yaşıyorlarmış.
Bahçeleri, kurumuş otlar, taş ve toz toprakla kaplıymış. Kalpleri de, bahçeleri ve evleri gibi kapkara imiş. Bahçelerinde hiç çimen ve çiçek bulunmuyormuş. Ne zaman topraktan küçücük bir çimen, bir sevimli tomurcuk başını uzatsa, ''Kötülük ve Nefret'' hemen koşup onları yolup atıyormuş. Kedi, köpek ve kuşları azarlayıp, onlara taş atıyorlarmış. Böyle kötü ve sevgisiz oldukları için de hiç bir kuş, hiç bir kedi, köpek oraya uğramıyor, hemen kaçıyorlarmış. Çocuklar bile orayı görmemek için, hep ''İyilik ve Sevgi''nin bahçesinde oynuyorlarmış. Oysa, ''Nefret ve Kötülük'', kendileri mutlu olmadıkları ve kötü düşündükleri için hep hasta oluyorlarmış. Devamlı: ''Ah başım, ah kolum, ah bacağım çok ağrıyor.'' diye sızlanıyorlarmış.
Tabii, güneşsiz, kirli ve yeşilliksiz bir evde mutsuz yaşadıkları için gitgide daha da hastalanmışlar.
Ocağım yok; vuramadım aşımı,
Gurbet elde, bulamadım eşimi.
Ben bilirim bundan sonra işimi,
Ben gideyim yâr sılaya sılaya...
Yâr adamın var aklını şaşırır,
Eserini seyreden bir ressam gibi,
İnceliyor her yeri göklerden
Bin gözlügece,
Işıldıyor gözleri sevinçten.
Çalkalanan deniz durulmuş, doygun.
Terlemiş yüzünü sıvazlıyor dağların,
Yüreğim,
Çırpınan bir denizse,
Duygularım,
Senden bir izse,
Bana sadece
Uzaktan




-
Hüseyin Erdoğan
-
Halenur Kor
Tüm YorumlarŞiirleriniz sevgi dolu duygulu biz okuyucularınızın gönül tellerini titretiyor gönül bahçelerinde rengarenk bahar açıyor ateşe veriyor gönül ovalarımızı sevgi seli olup basıyor Kuylutyorum
ABDÜLHAK HAMİT’İN ŞİİR TANIMI:
İnsan, bazı kerre, hatırına gelen bir hayali tanıyamaz, o kadar güzeldir.
Zihninde uçan bir fikre yetişemez, o kadar yüksektir.
Kalbinde doğan bir hissi bulamaz, o kadar derindir.
Bu acz ile bir feryad koparır, yahud pek karanlık bir şey söyler, ...