Nerde edep haya, ne kaldı elde
Yok işte bereket, durmadan yel de
Küfür sakız gibi, baksana dilde
İnsanlığımızı, unutur olduk!..
Yalan bilmez, caymaz sözünde ERDİ
Doğrunun kağnısı devrilmez DERDİ
Dertleri kendine hep der EDERDİ
Veda edip gitti, sessiz gemiyle!..
Az ile yetinip çoğunu VERDİ
Vefayı,
Dört harfe hapsedenler
Bilsinler ki;
Ömür boyu mahpustadırlar.
Gün gelip "hakkını helal et" demekle de
Nedir bu ihanet, ey vicdansızlar
Yürek de dayanmaz şu vicdan sızlar
Saldırdı siyonist, işkence zulüm
Kayboldu insanlık, aranır ölüm
Kol geziyor zalim, çaresiz mazlum
Duyarsız kaldık hep, yanıyor Gazze...
Filistin, Gazze, derken bitabım
Bir akşam üstüydü, ağrıdı başım
Kurulu sofrada, acıdı aşım
Ağardı saçlarım, döküldü yaşım
Gözüme kan inmiş, çökmüşüm ben...
Yirmi sekiz Şubat bende acılar
Kâbe'yi inletir hu der hacılar
Türbanlı geziyor bakın bacılar
Her şeye kâdirsin yüce Allah'ım!..
Mevlam verir kula; bela, musibet,
Önemliymiş meğer bir nefes sıhhat,
Hoştur O'ndan gelen, şükreyle sabret,
Yoğun bakımdayım, dua beklerim..
Bedenimde cihaz, her taraf alet,
Hey koca Yozgat'ım!.
Nohutlu'dan seyrediyorum da seni;
Bu kadar sessiz kalmamıştın hiç,
Ne de cemaatsiz kalmıştı “Büyük Cami’in..
Meydanlar boş, dükkanlar kapalı..
Gezip-tozan yok caddelerinde..
Bak kesildi sular, kurudu toprak
Nasıl yeşerecek, dökülen yaprak
İşler mi tarlada, makine, orak
Meğer Yozgat'a kar, yakışıyormuş!..
Karda bereket var, Yozgat'ta da kar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!