Ağla, düşsün toprağa göz yaşların
Can bulsun hazan olan yeşil yaprak,
Bakma resimde bana öyle mahzun mahzun
Gurbet ayırdı; gönlümüz sevgiden yoksun
Arıyorum her an, lakin yanımda yoksun;
Adresini ver, mektuplaşalım Sevgilim…
Bazen bir mektup, bazen de telefon
Sakın akşam olmasın,
Kararmasın gece…
Boğazıma düğümlendi,
Gurbette hüzün, hece hece
Akşam olunca birden
Bir lokma ekmek için çıktım gurbete,
Zor olsa da, katlanmam gerek hasrete,
Bunca zamandır alıştım bu zahmete
Erişmek zor gönül, zahmetsiz rahmete…
Mide derdidir bu, durma çalış artık,
Uzaktan gelirim, pek çok özledim
Niceden beridir, yolu gözledim
Öpeceğim: yeri; böyle sözledim
Körüğün Yarma’da, dur otobüscü
Sazdere’den sonra, döneyim sola
Başa bir iş gelir, düşersen eğer,
Arayıp, sormazlar; vermezler değer
Dost zannettiklerin, değilmiş meğer
Tanımazlar asla, düşme yeter ki! ...
Dostum çoktur diye, övünme sakın,
Oğul bir söz edem, gel bu yana
Dürüst ol, ayrılma doğrudan.
Uyanık ol, kanma yalana
Gözünü dört aç ey oğul! ..
Ekmek Arslan'ın ağzındaydı,
Önce yoktu zehrin, bilirim seni
Yıllar sonra değiştirdin, bak geni
Belli ki, zorlarsın, ilimle feni
Nice canlar yaktın, zalimsin kene! ...
Derken, Çorum, Sivas, Karabük, Tokat
Bahri Bey, sevmiş “Sarıgüney”i,
İlçeyi resmeyler “Tekkegüneyi”,
Ormanla kaplı kuzeyi güneyi;
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
Araziden de yoksundur “Kılıçlı”,
İçimden şiir yazmak geldi yine,
Aldım kağıdı kalemi elime.
Geliyordu saat; yarım'a bir'e
Döküverdim işte, içimi şiire.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!