Hakan Durhan, şiiri yalnızca kelimelerle kurulan bir metin değil; insanın kendi içinde susturduğu duyguların yeniden dile geldiği bir alan olarak görür. Onun kaleminde aşk yalnızca kavuşmanın adı değildir. Ayrılığın sessizliği, beklemenin ağırlığı, unutmaya çalışırken daha çok hatırlamak, bir fotoğrafın karşısında yıllar sonra bile değişmeyen bir sızı ve insanın kimseye anlatamadığı geceler de aşkın bir parçasıdır.
Şiirlerinde gösterişli sözlerden çok, insanın içine dokunan sade fakat derin bir anlatımı tercih eder. Bir dizede gündelik haya ...
İstasyonun dördüncü bankı benim yerimdir,
Üzerindeki boyalar dökülmüş, tahtası soğuktur.
Her gün saat dört treni geldiğinde,
Gözlerim vagonların kapılarında asılı kalır.
Yıllar önce aynı peronda söz vermiştin,
Anlatamadığım acılarım var bugün içimde,
Kemiklerime kadar çöktüğümü hissediyorum.
Kandırılmanın, kullanılmanın çok ötesinde,
Kırılmışlığın en cüretkâr hâli gibi...
Bilmem bu kaçıncı gece kendimle savaştığım,
Ayrı şehirlerde, tutsak kaldık biz,
Nedendir bilinmez, kavuşamadık.
Yolumuz kesişmez, kalbimiz sessiz,
Bu ayrılık zalim, kavuşamadık.
Gece kulağım kapıda seni beklerim,
Yürekte bir yara, kapanmaz sızım,
Kış geldi gönlüme, gelmedi yazım.
Söndü umutlarım, tükendi közüm,
Seni arar kurur, şu dertli gözüm.
Sensiz kaldım, çok yalnızım,
Bir şehrin bakışında kaldı gönlümün adresi,
Ben ağlayan, sen kavuşmadan uzak, aramızda uzun bir gurbet.
Ne bir haber geldi teselli diye, ne bir kavuşma müjdesi,
Yalnız hasret büyüdü, sessizliğin ekmeğiyle beslenerek.
Saçının gölgesi düştü hâlâ hayalimin duvarına,
Sükûtun derinliğinde, can verdi her feryadım,
Hicranın karanlığında, silindi her bir adım.
Gönül mülkü yıkıldı, vuslat artık bir rüya,
Zindan oldu ömrümle, bu kederli, gamlı dünya.
Bir ah çeksem yer oynar, duymaz mısın ey vefasız?
Keşke şimdi şiir kokulu bir kadın olsa da,
Göğsüne yatırsa beni, huzurla dolsam ben de.
Usulca şiir okusa karanlık gecelerde,
Dalsam gitsem mutluluk diyarlarına onunla.
Kokusunda gözlerimi kapasam da sessizce,
Sen ulaşılmaz doruklarda açan bir çiçek,
Ben yamacında bekleyen sevdalı yürek.
El uzatsam uçurum, beklesem ecel,
Nasıl seveyim seni, yok buna bir bedel.
Yasak dediler, yandım,
Hüzün geldi yine bu masaya,
Eski bir şarkı düştü kırık bir rüyaya.
Garson, hiç sormadan doldur kadehimi;
Bu gece unutmaya geldim hüsranımı.
Duvarları sararmış eski bir meyhane,
İlk kar düştüğü gece ayrılmıştık hatırlarsın,
Sokak lambası altında beyaza büründü her iz.
Ne senin ayak sesin kaldı o kaldırımda,
Ne benim orda durduğumun bir delili.
Kar her şeyi örter derler, ama yanılırlar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!