KORKUNUN GÖLGESİNDE
Yüreğimde paslı bir çan, sustukça seni çalar,
Gecenin kıyısında eski bir yara kanar.
Bir zaman aynı göğe iki kandil astık biz;
Şimdi adın değse bile içimde kış uyanır.
Gittin de ardında, bir enkaz kaldı,
Tutunacak ince, dalım kalmadı.
Gündüzüm geceye, zifire daldı,
Sana uzanacak, kolum kalmadı.
Ayrılık ateşi, yaktı sinemi,
Ben sana gönül verdim, mutluluğum şimdi hüznüm
Seviyorum olsun sana söylediğim son sözüm
İçimde senden kalan sessizce yanan bir közüm
Olmayan vicdanından öperim gülüm
Başımın tacıydın, şimdi kovulan benim gönlüm
Kış sardı yorgun ruhunu, ayazında tıkandın,
Zifiri gece çökmüştü, sabahında uyandın,
Zehir yaktı hep bağrını, gözyaşında yıkandın,
Son liman aradı gönlün, kapısında dayandın.
Yarana merhem olmuştum, kucağında canlandın,
Bir ince sızıydı başladığında
Dağ oldu büyüdü suskunluğunda
Ben seni beklerken aylar boyunca
Sen çoktan unuttun beni kolayca
Gözümde tüterdi hayalin her gün
Sevesin yoktu zaten!
Kalbinin kapılarını bana açmadın.
Bahanelerine gizledin sevebilme ihtimalini.
Yüreğinde hep bir gidiş türküsü,
Gözlerinde bir ayrılık karanlığı sakladın.
Öyle bir gelişin vardı, bana hayat getirdin,
İçimdeki karanlığı, umutlarla bitirdin.
Yüzüm artık gülecekti, sona erdi kederler,
Yeniden açacak sandım, gömülen o çiçekler.
Öyle bir gelişin vardı, can verdin o çocuğa,
Sevme arkadaş…
“Seni seviyorum” diye koşup geleni hemen sevme.
Süslü sözlerle seni göklere çıkarana inanma.
Yaralı gelip senden şifa bekleyeni sevme;
bil ki iyileşince
ilk terk edeceği yer senin yanındır.
Telefonun artık hep ters duruyor masada,
Ekranı kilitli, şifreni geçen ay değiştirmişsin.
Bir zamanlar aynı parmak iziyle açılırdı o telefon,
Şimdi bir yabancıymışım gibi bakıyorsun elime.
Ceketinin cebinde bir fiş buldum geçen hafta,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!