sabah uyandım
dumandan göz gözü görmüyor
annem kazanın altını yakmış
çamur deryasında çamaşır yıkıyor
ev soğukmuş kardeşlerim açmış
kim anlar hâlimizden
???
tabii ya Ayşe teyze zengin
kolumda zembil
eski bir şarkı dilimde
seke seke girdim
uçsuz bucaksız bahçeye
bir de ne göreyim
bir kuyuda tam on yedi kaplumbağa
ah nasıl sızladı çocuk kalbim
kelleyi koltuğa alıp kuyuya atladım
tam on yedi iniş çıkış
Ayşe teyzede koptu bir yakarış
dedi "evladım sen ne yaptın
bahçemde ne kabak kaldı
ne de salatalık
bıraksaydın onları aç susuz kuyuda
terbiye olsalardı azıcık"
özgür kalan kamlumbağaların
her biri bir kökene dadandı
Ee tabii taze sebze bulmuşlar
kaçırırlar mı
"ye babam ye"
bense kolumda boş bir zembil
dilimde eski bir şarkı
azıcık da terbiye alıp döndüm evime
Zeynebp Özge
Kayıt Tarihi : 31.12.2025 23:58:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Belki evimiz taştı, topraktı. Bahçesi çamur deryası. Ancak büyüdüğüm o aile ortamının hoşgörüsü ummanlar kadardı. Ruhum hiç aç kalmadı: Sevgiye... İyiliğe... Merhamete... " Ceza" ise o güne denk hiç karşılaşmadığım bir mefhumdu. O gün o kuyudan zembilimle (sepet) tam on yedi can taşıdım. Günlerce aç ve susuz kalmışlar birbirlerini kemirmeye başlamışlardı. O canları, özgürlüklerinin yeniden kısıtlanması endişesiyle yiyecek ve su bulabilecekleri bir yere taşırken bir yetişkinin kendi doğrularının herkes ve her şey için doğru olup olmadığını sorguladım çocuk aklımla... Ve o muhakemenin sonucunda zembilim hiç bu kadar dolu olmamıştı. Ve o günden sonra cezalandırma dürtüsü yüksek olan hiç kimseye güvenmedim. Bugüne denk de hesabım hiç şaşmadı. Cezalandırma dürtüsü yüksek insanlar istedikleri bir şeye ulaşamadıklarında ya da etrafındakileri kontrol etmek amacıyla cezaya başvurular. Bazen çok istediğiniz bir şeyden sizi mahrum bırakarak bazen de hiç istemediğiniz bir duruma sizi maruz bırakarak ama illaki cezalandırırlar. Cezalandırmayan, sadece Allah'tır. Kendi iradenizle yaptığınız ya da yapmanız gerektiği hâlde yapmadığınız eylemlerin bedelini ödersiniz sadece. Ve ilahi adalete her zaman güvenirim. Hâkikatin terazisi doğru zaman geldiğinde ödülü de cezayı da verir hak edene... Ancak insan ruhu sevgiye, iyiliğe, merhamete geç kaldı mı işte bu yoksunluğun telafisi zordur. Gözü açları bu dünyadaki hiç bir şey doyuramaz zannımca... İyiliğim ve merhametim evrenseldir, yoldaşlığım darda kalana... Bu yüzden "severim yaratılanı, yaradandan ötürü" (Yazının başlığı Osman Hamdi Bey'in "Kaplumbağa Terbiyecisi" adlı eseriyle aynı adı taşımaktadır.)




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!