1966 doğumluyum. Lise Adıyaman'da, fakülte Diyarbakır'da bitti. 1989'den beri öğretmenim.
Şairlik iddaasından ziyade şiir yazmanın ve paylaşmanın hazzını yaşamaya çalışanlardanım. Şair muradından da geri durmuş değilim...
Aç en büyük sözlüğü
Bir sürü kelime çal
Takma küçük, büyüğü
Eskilerden ilham al
Kelimen ki gülnihal,
Bir rüya gördüm dün gece,
tabir sabah niyetine...
Issız bir yola düşmüşüm
Zifiri, soğuk bir hava
Üstüm ince, üşümüşüm
sevdiklerim de benimle
Üç kişiyiz evimizde,
Evimiz tam üç kişilik
Ben ve dostum geçimsizlik,
bir de yoldaşım sessizlik
Üçümüz de tek odada
herkes farklı köşede
Bugün ben de sadık dostuma uydum;
Beyaza büründüm bu kara günde.
Kumaşı, deseni onunki gibi
Düğmesi, dikişi, ütüsü, cebi
Vasiyetmiş gibi yok hiçbir yerde
Vallahi inanmak belki zor; ama
Kaldırımda, bodrum penceresinde
Bir incir ağacı boylu boyunca
Yırtınır adeta mazgal altında.
Belli ki yıllardır orada yaşar,
Ne daması var, ne rengi sarı
Her geleni taşır, tarife aynı;
Zayıfı da aynı şişman da aynı,
Yürüyüşü sanki acemi kağnı.
gece mesaiyi sevmez
Hiç yakıt tüketmez, çevre kirletmez
Hayat labirenti yurdum
Geldim geçtim, kaldım durdum
Hangi taşa takıldıysam
Türlü bahane uydurdum
Kolay lokma sandım önce
Buğulu bir fotoğraf çektirdim,
Pek belli olmasın diye değiştiğim
Üst köşesine yerleştirip profilimin
Halimi gizledim, epeydir görmediğim
O eski aşina gözlerden…
Ne ayran pazarı, ne yoğurt satan,
Yanık tenli çocukların kalmadı.
Ne saman pazarı, ne Vahap amcan,
Kasap pazarın yok, etin kalmadı.
“Yirmi beşe, şaştım bu işe.” diye,
Memleketin taze sokakları dar
uzanıyor Arnavut kaldırımlar
yol boyunca renkli renkli çiçekler
gövdesi kocaman yaşlı çınarlar
Mevsim çok gecikti göçmeyi bekler
Dizildi kervanlar, koşuldu atlar...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!