Bir şiir kentine yerleştim.
Burada şiir kokuyor, şiir demleyip içiyorum.
Şiir derliyorum loş akşamlardaki bahçelerde. Denizle konuşuyorum sık sık, ormanın patika yollarında çiçeklerle selamlaşıyorum. Pembe bulutlar geçiyor pamuk şekeri gibi. Hep gülüyor sevgi dolu mutlu insanlar şarkı söyleyip dans ediyorlar. Rengarenk giyinmişler çocuklar neşeli, kaygısız koşuyor sokaklarda özgürce. Hüzünden eser yok, acıdan, gözyaşından eser yok. Bırakın insanların birbirini incitmesini karınca bile incinmiyor. Eski zaman desem değil, yeni zaman desem değil. Öyle güzel ki herşey hayal gibi yani hayaldi...
Bazen kendi yalnızlığıma çekiliyorum. "Böyle iyiyim" diyorum. En sevdigim mevsimdir sonbahar, soğuk havalarda içini ısıtmak için demlenir çayın. Avuçlarına alıp fincanı, dalarsın cam kenarında düşlere. Mesela küçük bir sahil kasabasında olmak isterdim, küçük bir kulübe de denizin o haşin dalgalarının rüzgârla dansına seyre dalardım, yürüyüşe çıkardım bir ormanın patika yolunda. Sararan yaprakların yağmurla savruluşu, doğanın ne hoş ahengidir, bir battaniye bir kitap ne güzeldir. Kendi yalnızlığında ki huzur, kalabalıklardan uzak, telaşsız, gürültüsüz, patırtısız; şehrin yorucu seslerinden kaçış sessiz ,sakin, dingin yaşamak. İnsanın kendisini şarjlaması gerek hayatın yoğun ritmine bir mola gibi...
Bi cocuk gibi gülmeyi beceremedik.
Gülüşümüzden hüzün sızdı, güvendiklerimisse sabrımızı sınadı, öyle zaman geldiki insan kazanmak yada kaybetmek umurumuzda olmadı.
Hayat hayal kırıklıklarımızdan ibaret...
Gözleri hüzünlüyken gülümsüyorsa bir kadın.
Sabrını ve sakinliğini koruyabiliyorsa her durumda,
hayatı çözmüştür...
Gülten Alp
Hayal kırıklığından daha üzücü olan ise cesaretimizin kırılması. Vazgeçmek, pes etmek, yenilmek. Kalk, hadi kalk! Bir daha dene. Bazı anlar ertelenmeye gelmez. Yarın yaparım diyerek geçiştirdiğimiz işler gibi...
Hayat kumbarama acı biriktiriyorum, günlük harçlığımı hüzünden alarak...
Ne kadar içten, ne kadar samimi ve ne kadar iyi niyetli olursan kaybedersin. Güvenmek için acele etme, karşındaki kendini ispat etsin. Kendine dürüst olan sanada dürüst olur mutlaka. Gözlerindeki masumluğu gizle ve yüreğindeki çocuksuluğu. Çok değer verme herkese, özellikle burnu kaf dağında kendini hint kumaşı sananlara, hayal kırıklığına uğrarsın. Hayata gözü kapalı atlama izle ve gözle yüz mimiklerini oku, başkası hakkındaki ön yargılarını dinle, benden söylemesi. Peki sen kırılmak, incinmek için sıraya girmeye hazırmısın? Sen bu iyi niyetle daha çok yara alırsın...
Hercai bir kelebekti...
Yakamozu seyre dalan, ateş böcekleriyle dans eden, tarla gelincikleriyle şakalaşan, hercai bir kelebek.
Tutup kırdılar renkli kanatlarını ne uçabiliyordu ne uçarı olabiliyordu. Ağlattılar gözyaşları gökyüzüne değdiğinde haksızlık çığlıkları yankılanıyordu.
Yeryüzü artık güz sancılarıyla uyandı ve kötülerin kahkahalarıyla, iyilere yer kalmadı, güzellikler tılsımını yitirdi, artık düzenbazların saltanatıydı. Kelebekler uzun ömrü reddetti, bir bakıp geçtiler hiç değişmemiş dünya der gibi...
Gülten Alp
Saçlarım her zaman uzundu, yüreğim her zaman çocuk.
Gün geldi saçlarımı topladım, içimde ki çocuğu sakladım.
Herkese iyi oldum be anne, bir kendime iyi olamadım.
Gülten Alp
Herkes dinlenmek istiyor...
Yorgun bedenleri, yorgun düşleri, yorgun düşünceleri.
Bir ağaç gölgesi gibi huzur veren insanlarda.
Sıcak ellerde, şefkatli dillerde, güven kokusuyla, huzur uykusuyla, yıpranmış gözlerini kapatıp, omuzuna yaslanmak ve orda yaşlanmak istercesine...




-
Uğur Şahin
Tüm YorumlarTebrik ederim
“Yere” mim olmadan “yâre” lam olmaz.
Görmemişken bile, yüreğim kaldıramaz.
Cemalini göreyim, cennetten de geçerim
O Kevser şarabını, gece gündüz içerim.