Düştümü üstene ezer geçer gölgesi…
Bir ben, hep ben diye bağırıyor cümlesi…
Ayaklanmış puttan heykeller , bir eksik secdesi…
Her köşe başına dikilmiş taşsız, tuğlasız kibir kulesi…
Melundan başlar bu hadsiz işin icraatı…
Ve kıyamete son bir adım, az ötede dehşet kuytuda bekler...
Yerde felekler, yedi kat gökte seyirde cümle melekler..
Hasat zamanı , imtihan harmanında insan eliyor elekler...
Bir bir ortaya çıktı artık, haber verilen o alametler…
Aç gözünü ey insan, görki her bir yana düşmüş fitne ateşi…
Bir bayrak ki kumaşına al kan ilmik ilmik işlemiş…
Ayakta her daim, nice düşman dişlemiş…
Es ey deli rüzgar, bu göklere ay yıldız yaraşır ancak …
Gölgesinin yüz binlerce şehit yatan, işte bu sancak…
Güç yetiremez, ay yıldızını karartmaya yedi düvel…
Ya Bismillah çıktık yola, geride ne varsa ucuza saattık…
Ermesekte, şu erenler heybesine, anda el attık…
Binbir deynek yedik el çekmedik ,
nede kaş çattık …
Sen HAK’kın bağı bostanında GÜL’sünde…
Biz sönmüş ocakta KÜL’müyüz be şaşkın…
İNSAN OĞLU BU ,İŞİ BİR BARIŞIP BİR KÜSMEK...
KİMİ SEVİNDİRİR KİMİNİN HUYUDUR ÜZMEK...
BİRİ AĞLATIRKEN ÖTEKİNİN İŞİ GÜLDÜRMEK...
ER İŞİDİR HER GÖNÜLE GİRMEK ...KURBANIM...
Kulak kesil dinleyesin bir garib elindeki Telsiz sazdan…
Mızrabı vurmaya na hacet,, çok şey çıkarır nice azdan…
Hoşca gelsin söz gölnüne ,aşık hiç usanırmı nazdan…
Odurki kırmızıdır amma, her rengin yolu geçer beyazdan …Meksel baba…
Dünden geçtin, bu günde var, yarında yoksun .
DER ŞAİR HER İNSAN BU DÖNEN DÜNYA DOLABINDAN GEÇER..
İNİŞ DURAĞINDA MELEKÜL MEVT NE AĞA , NEDE PAŞA SEÇER…
BEDEN BAŞAĞINDA BAŞ KOYMAZDA, KÖKDEN BİÇER…
YA ACI YADA TALI BU ŞERBETİ , ECEL ELİNDEN ELBET İÇER..
Kim ne dinlerki, böyle avaz çığırır bu Hoca…
Nicedir bu sözü, evde kedi köpek gibi karı koca…
Bu hanenin ateşi kalp yakar, damda tütmez baca…
Aha dedim, bu hayat dediğin bir köşe kapmaca memati…
Nerde bu insanlık, kara borsamı yoksa, stokmu …
Hoşca dinle mahpus kuş misali canın ya, göğüstür kafesi…
Bilirsin hazıra dağ dayanmaz , boşyere harcama nefesi…
Şu insanın, kemik üstüne ten değilmi
giydiği kisvesi…
Bir kurd çiyanın eline bakar soykayı terk, vermemek neyin nesi…
Dönüp dolaştın şu arz üstü, gaflet içinde kaldı o mazi …
Ne alır, ne satarsın bu pazarda görmezmisin bozuk bu terazi…
Ecel rüzgârı vurur malın mülkün, elde kalır bir çukurluk arazi…
Geçti hem ömrün baharı , hani Gülşen'in nerede niyazi…
Verildiği gibi alınır haa, çok güvenme elindeki o güce…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!