Yol lazım evvela, sabırla yürümüyen hangi menzile ermiş…
HAK bile kendi yoluna, gülden önce bela dikeni sermiş…
Bilesin yokluk kapısı bu, niceleri geçmeye canı bedel vermiş..
Yoksa elinde Vefa anahtarın bu kapıda ne ararsın derviş…
Soğuksa sol yanın, bilki yanmıyan ocakta ciğer pişmez…
İnat ettim dayandım gecenin kapısına,
Olmadan ortalık aydın, istedimki seni dileneyim…
Düşüpte eşiğine ,ilk vakitte sen rüyasına yattım sevdiceyim…
Ayrılık çaldı düşlerimin kapısını ,
ummadım ne diyeyim…
Şahidim olsun göz kapaklarım , içinde sen vardın, git diyemedim…
Ey kuşlar şu efkarımıda alın aranıza
bir menzile götürün beraber …
Varın bir dost yurduna ,
bilin kıymetlidir içindeki haber …
Olurya Belki sizden önce
Gece sessiz ve suskun derininde bir sır saklı mananın…
Damgalı ruhum ve ötede bir çığırtı, yolculuğa hazırlanın..…
Önümde boş ve Soğuk bir beden, korku düştü içine canın …
Semalardan İtilirken aşağılara, sesi çınlandı kirli dünyanın..
Burası yetim kalan Kudüs, dünya zindanında kanlı bir köşe…
Ayazda titreyen Gönül duvarı yıkılmış,
Üşürken sabah saat geliyor beşe…
Yere serili bedenler kat kat ,
ilerde izdiham, canlar koşuyor güneşe…
Karşı tarafta bir koku,
DEMİŞ ATA, DÜŞENİN HALİNDEN ANCAK DÜŞEN ANLAR…
GELİRKEN KUNDAĞINI ANNEN ,GİDERKEN KEFENİNİ EL BAĞLAR…
OLSA DAHİ TURAB ALTINDA, ARDINDAN ANAN AĞLAR...
GERİSİ YALAN AĞLAR , ODA ÜÇBEŞ GÜN AĞLAR...BENİM ABİM...
El çek gözlerimden ey karanlık,
bir aydınlık yarınımdan başka ne kaldı…
Dün çocuksu hayallerin peşinden koşarken şu acı gerçekler hepsini nasılda çaldı…
Sor ufuktaki saklı güneşe şu gönül meydanında kim beni benden aldı…
Ayrılığın şafağında, bir bu beli bükük
gölge, birde O vardı…
Her gönüle girme, şeker olsan erirsin…
Doyulunca tadına sonra acı verirsin evlad…
Her isteyene söz verme, çağrılır iş başına gelirsin…
Söz ağır gelir, gücün yetmez, altında ezilirsin evlat…
"Ey kukla eğer senden iyi ,hoş ve güzel şeyler sadır oluyorsa , ne ipten nede senden bil…
Eğer kötü ve nahoş işler sadır oluyorsa,
bilki ipler kopmuş kendinden bil"....
"HZ. RESÛLULLAH ,dır bu kervanın başı…
Gözet kulu, hor görme fasığı, ayyaşı…
Gölgen ardı sıra gezme şu cihanda ey serseri…
Bu yol dikenli, tatlıysada canın, gel durma geri…
Yazılan yazılmış kader defterine,
bir noktalık yok yeri…
Emredildiğin gibi oku , hala gözünün varken feri…Eyyûbî…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!