Onca daldan dala kondum ne çırak olabildim ne usta…
Gayret ettim çalıştım çabaladım ,
karda, kışda, pusta…
Sonunda gönle malum olduki şu hususta…
Meyer bozukluk bendeymiş bir türlü tamir edemedim… be usta…
Gel yar gülün dudaklarında gülüşü gör, aynı sen misali…
Her yaprağında gizli gamze, açılırda sana benzer son visali...
Senki gözlerimin çeşmesi ak , akta sen dolayım…
Senki sözlerimin çileşkesi , çek çekte gölnüne yol bulayım…
Yar mahperisi düştü üstüme, sızım bu gece değişik…
Çıkardım canımı şu körpe bedenden namlunun ucuna astım…
Miraca açıldı yol, ayağımı peygamberin yükseldiği yere bastım…
Dün adıma yazıldı türkü , ağzımda mavi emzik dilde yastım…
Kimseye küsmedimki yüzümde gülücük,
Şu boş beşiğimdeki kana kastım….
Bu yolda Bela bulut olur, nice damla damla yağar başına…
Geçmez boğazdan lokma , ahu zehr katar tatlı aşına…
Yüzün düşer , büküklük gelirse
göz üstündeki kaşına…
Koymuyacaksan boynunu bükübde İsmail taşına… bu yolda ne ararsın…
El lazım altına taşın, gözün dişin sıkmadan koymaya kim gele…
Vazgeçip ten leşi, düşüp kurdun sofrasına ol lokmaya kim gele…
Berk yakar ateşi aşkın , ocağında pişip olmaya kim gele…
Külde kaldım, dumanı çağırır beni…
Çanakkale çelik duvar, paslı pusadın
Namlu ucundan ayrılan kurşun yetim…
Garbın afakından gelen şu kirli fikirler,
Yer yok beynimde gelmeyin artık yetin…
Bu sefer kınayı bağrıma yak anne,
gelen görünmez düşman çetinmi, çetin…
Söze yanlış kapıdan girmişim,kafam dağınık ,sözlerim yanlış anlaşılmasın Caney…
Yokluğunla olan savaşı yine kaybettim,
dilime dolup gelen kelimeler ağır yaralı…
Beni bırakıp gittiğin meydanda,sana söyleyeceğim nice sözleri bir bir feda ettim…
Ey fena yolcusu… Bilki…
Cem’iyetin celladı boğazdan geçen fuzili her lokma…
Yol şiddetli, Açlık ruhuna yoldaş, kendini yola ser korkma…
Aç gönül pencereni, İLAHİ feyz kokuyor her yer kokla…
Alırsan tadı, haram olur hazine-i dünya
Cinnet sardı korkularımı, örtündü üstüme tepeden ayağa çile…
Bir meram ki saklanır içimde, ne söze gelir nede dile…
Canmı çağırıyor ne şu mezar taşları, tahta tabut ile…
Çatmış kaşı toprak kemik, sırıtıyor heryan kupkuru kelle…
Gel yasla sırtını minicik gövdeme ey kaf dağı…
Cüdayım senden gayrısından , başımdaki sadece deli bir sevda…
Gitmiyor ne kadar kovsamda,
ayak direyişi,ayrı bir delilik…
Ölüsü olan üçbeş gün ağlarmış,
ne tuhaf ,şu başımdaki deli sevdayla hergün ağlıyan benim…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!