öyle bir dünyanın içindeyizki
ne gülenler belli ne ağlayanlar.
kuru bir yaprağız savruluyoruz,
ne bizi bilen var ne anlayan var.
dünya acılara hep kucak açmış,
yokluğun hasretin bitirdi beni
bedenim sararmış kuru yapraktır
aldı ellerimden götürdü seni
şimdi seni saran kara topraktır
doyamadım senin sevgine inan
bize bu eller yaramaz
kalk gidelim malatya'ya
gurbet bize çare olmaz
kalk gidelim malatya'ya
canımıza dert girmeden
bu gece bu meyhane bir başka dert kokuyor
yenik düşen yürekler isyanları oynuyor
hayatın sahnesinde bir perde kapanıyor
yenik düşen yürekler isyanları oynuyor
ya oyun çabuk bitmiş yada rol başkasında
kendine işkence bana zulüm ediyorsun
ben seni anlıyorum sen aşktan korkuyorsun
duyguların geçiyor mantığından öteye
sen sevilmekten değil sevmekten korkuyorsun
ihanati düşünen bir insan olsaydım ben
ayrılıp gidişinin birinci yıldönümü
anılarla başbaşa içiyorum bu gece
kadehlerle avutup şu yaralı gönlümü
sabrımı deneyerek içiyorum bu gece
gökte yıldızlar şahit yeryüzünde insanlar
bir gün gelir ayrılığı tatmaktan
bir köşede kalmaktan korkuyorum
gelip geçen insanların içinde
yapayanlız kalmaktan korkuyorum
baktıkları halde göremezlerse
aşkımsın yıllardır hasret çektiğim
uykumda gördüğüm rüya gibisin
masmavi gözlerin deniz misali
avşarın güzeli hülya gibisin
sığmaz oluyorsun ne gün geceye
aklımdan neler neler geldi geçti sensizken
hepsini unuttumda bir seni unutmadım
ayrılık şarabını kadeh kadeh içtimde
kör kütük sarhoş olup yar seni unutmadım
yumruklarımı sıkıp duvarlarda kanattım
gönlüm bu akşamda efkar deryası
içimdeki derdi atmaya geldim
ıstıraptan uzak kederden uzak
seninle bir gece tatmaya geldim
gözlerine baksam sabaha kadar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!