Hicran yarasına kabuk bağladı,
Gelip de yaramı tekrar kanatma.
Ardından gözlerim ne çok ağladı,
Gelip de yaramı tekrar kanatma.
Benim değil artık, elsin bileyim,
Mahpushane yanında taştan eski bir çeşme,
Zaten derdim çok büyük, derdimi sen de deşme…
Bu dünyada ölüm var, benden ayrı eyleşme,
------ Gel yanıma yanıma, sol yanımı boş koyma,
------ Eller bizi kıskanır, el sözüne sen uyma…
Yolculardan biriyim Ankara ekspresinin vagonlarında;
Gözlerinin yaşını, titrek elleriyle silmeye çalışan;
Ve de istemeye istemeye, ayrılığa el vermiş olan.
Anadolu’nun uzayıp giden bozkırlarını seyre dalmışım trenin penceresinden;
Sıra sıra köyler, kasabalar, şehirler geçmekte tren.
Uzakta dağlar bir kale heybetiyle yükselmekte yalçın kayalıklarıyla;
Bir güzele gönül verdim
Vefasızın biri çıktı.
Meğer kâlbi taştan imiş,
Umutlarım bir bir yıktı…
Ne söylesem etmez çare,
Kaptırmışım gönlümü vefasızın birine,
Anlamaz şu hâlimi, koyar mecnun yerine.
Hiç kimseye diyemem ifşa etmesin diye,
Ben bu dertten ölürsem, ne geçecek eline?
Dertli bülbül misali kendim söyler, dinlerim.
Sen yoksun yanımda, artık yalnızım
Sensiz hayat bana değil ki lâzım
Seni çok özledim, dön vefasızım
Beni yaşatan şey, varlığın vardı…
Kavuşmak bir hayal, sen bir serapsın,
O gözyaşlarını sil artık derken
Bilmiyor musun ağlayışım neden
Ayrıldık seninle hiç istemeden
Ağlamaktan başka ne gelir elden
Ne kadar mutluyduk, aşkla doluyduk
Sen dünyama gireli,
Başımda sevda yeli.
Seni gördüm göreli,
Âşık oldum inan ki…
Işıl ışıl gözlerin,
Açan sevda çiçeğini, gerçek seven kurutur mu?
Aşkı için çarpan bir kâlp, böyle çabuk unutur mu?
Bu sevdanın dergâhında, yanıp yanıp, pişer insan,
Aşkı için çarpan bir kâlp, böyle çabuk unutur mu?
Kâh mecnundur, kâh bir deli, aşk yolunda olur veli,
Senden ayrı kalmayı, hayal bile edemem,
Senin yanın bir cennet, yokluğunsa cehennem
Havam, suyum, güneşim, sensin benim tek eşim,
Aşkı sende tattım ben, başkasını sevemem
Bir an senden ayrılsam, kalbimi kaplar acı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!