Zaman akıp giden hırçın bir nehir,
Hasret köze dönmüş ateş gibidir.
Kâlpde kalan duygu sinsi bir zehir,
Çaresiz kalmışız, elden ne gelir...
Ömür gelip, geçti, her şey nafile,
Ömrümün baharı geçip de bitti,
Bu gönlümde artık gamlı hazan var.
Hayaller, umutlar tez elden yitti,
Aşk çiçeği soldu, her şey tarumar.
Devasız bir dertle yaralı kâlbim,
O GÜNLERDEN HATIRAN,
KALDI BENDE BİR RESMİN.
YILLAR YILI ARADIM,
BULAMADIM, NERDESİN?
GÖZLERİMDE HAYALİN,
Gecelerden bir gece, bir yalnızlık çöktü gönlüme;
Belki tanırım diye aşina olduğum isimlere,
Öylesine bir göz attım eski albümdeki resimlere.
Meğerse ne çabuk geçip, gitmiş yıllar,
Acı gerçeği ortaya koydu sararan fotoğraflar.
Kimisi çok uzaklarda, kimisi yok olan dostlar,
Gönülden sevmesini,
Unutturdun sen bana.
Orda bitti bu aşkım,
Kaldı eski zamanda
Diz çöksen de önümde,
Unuttum demesi kolaydır dile
Gönülden sevmişsen unutamazsın.
Yeniden bağlanıp başka birine,
Yaralı gönlünü avutamazsın.
Maziye bir çizgi çektim desende,
Yıllardır peșinden koșup, pervane oldu bu gönlüm.
Așkın ateşiyle yanıp, virane oldu bu gönlüm.
Sordum hekimlere ilaç, yarin dilinde dediler,
Sevdadan mecnuna dönüp, divane oldu bu gönlüm
25.10.2019 /Kırklareli
Hicran yarasına kabuk bağladı,
Gelip de yaramı tekrar kanatma.
Ardından gözlerim ne çok ağladı,
Gelip de yaramı tekrar kanatma.
Benim değil artık, elsin bileyim,
Mahpushane yanında taştan eski bir çeşme,
Zaten derdim çok büyük, derdimi sen de deşme…
Bu dünyada ölüm var, benden ayrı eyleşme,
------ Gel yanıma yanıma, sol yanımı boş koyma,
------ Eller bizi kıskanır, el sözüne sen uyma…
Yolculardan biriyim Ankara ekspresinin vagonlarında;
Gözlerinin yaşını, titrek elleriyle silmeye çalışan;
Ve de istemeye istemeye, ayrılığa el vermiş olan.
Anadolu’nun uzayıp giden bozkırlarını seyre dalmışım trenin penceresinden;
Sıra sıra köyler, kasabalar, şehirler geçmekte tren.
Uzakta dağlar bir kale heybetiyle yükselmekte yalçın kayalıklarıyla;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!