I.
Bulutlar perdesini hafifçe araladı,
Gök gürledi usulca, sert mi sert esti rüzgâr.
Saçaklar yağmuru sicim gibi kovaladı,
Kaldırım öksürdü, tütedi bulutla bahar.
II.
Fıskiye ile gelirmiş Eylül yağmurları
Yapraklar çıktığı yere düşermiş bir bir
Utancından sararmış ağacın yaprakları
Ninni söylemiş kelebek tipi hicran tir tir...
Yürürken fısıldamış adımlarım yeşile
Ol dedi bir sözcükle, zamanım oluverdi.
Tutuverdim ben şimdi bu zihnimin hızıyla.
Duvara asılırken zaman bir duruverdi;
Bitecek mutluluklar o anın sızısıyla,
Bindim buluttan gemiye, gemini tutuverdi.
Tane tane birikir, zerre zerre çoğalır;
Geçen zamanın yükü omuzlarında yine.
Kök salarken toprağa, üstü başı yel alır,
Toz toprağa kavuşur, toz toprak dağa bine.
Sen tozdun, bak, büyüdün; ellendin, ayaklandın.
Aksırsın, içinde büyüsün yüce dağlar;
Göğe ersin başı, akıtsın gözyaşlarını!
Toprak ağlamasa akar mıydı nehirler?
Kıvrım kıvrım sulara serpelim tohumu.
Mahsulü okyanuslara ekelim, yeşersin;
Çocukların mutluluk tozudur göklerde
Mavi gülüşüyle göğe yükselirken uçurtma
Sevince, sevilince tutunur rüzgâra
Göz kırpar aşağıdan neşeli sahibine
Bulutların önüne serper minicik hayallerini
Ruhum yırtıldı, dikecek el lazım
Uydum nefsime battım günaha
Beni kırıntıları ile besleyen el,
neredesin acıktım .
Çıkar ten gömleğini, sür insan kokunu
Mahşere giden yol neredesin
Doğar insan, bir nefesle başlar hikâye,
Toprak sabırla bekler, dönüşüm vaktini,
Ruh ise bir sır taşır, çözülmez akdini.
Doğruluk bir yol ki, gönlün aynası,
Kalbin imzası ruha, bilginin sesi,
Kör makas gibi bir şey aşka kavuşmak
Güzel şeyler ilmek ilmek dokunurken.
Dikiş tutmaz bakışa bir kez dokunmak,
Gözleri yaşlı türküler okunurken.
Zaman ki parmaklarımda nemli iplik,
Geçen her zamanla yaşlanır insan,
Damla damla suyla taşarmış göller.
Gözlerim dolar da susarım bir an…
İçimde sessizce tufanlar gürler.
Yılların yükünü taşır omuzlar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!