Zamansızdı gidişin, sonbahara rastladı
Dışarıda sararırken Eylül
İçimde sen, çoktan dökmüştün yapraklarını
O gün anladım
Deli yağmurlarla geldi sızısı hoşçakalmanın
Anlatabilsem gözlerini, gözlerin neye yarar
Tutmasam ellerini, ellerin neye yarar
Düşünmeseydin beni, mutluluk neye yarar
Sevmeseydim seni bu yürek neye yarar
Her dakikasına bir ümit bağladım özlemin
Özlenmek olmasa, özlemek neye yarar
Her atışında seni andım kalbimin
Seni seviyor olmasa bu yürek neye yarar
Söndür bu canımı Azrail’e bırakma
Çok ağladım, bundan böyle ağlatma
Bir hataya değerimi eksiltme
Yumdum gözlerimi ölümden beter
Seyreldi günlerim, soldu güllerim
Dile zehir değmiş ya söz olursa
Umuda kırağı düşmüş ya soldurursa
Yar tutmayıp sözünü ya unutursa
Kime varalım hekim, nerde ilacı
Senden önce kelimelerim vardı
Zavallı kelimeler
Dolu doluydular da
Anlatacak bir şeyleri yoktu
Vakit akşam olunca,
Başlar sancısı duyulmayan seslenişlerimin
Bir kalp kadar uzaktan haykırsam
Biriktirdiğim özlemleri
Duyar mısın bu defa duyulmamışlara inat
Yoksa karanlıkta mı yankılanır sesim
Derdini, tasasını süzüp hayatın
Demleyeceksin ömrünü
Arıtıp anılarını,
Bakacaksın biriktirdiklerine
Göreceksin yılların tortusunu
Ve anlayacaksın
Tutsak olduk hasretin pençesinde yad diyarlara
Çektiğimiz hasrete aldırma sevdiğim
Ayağım prangada, iki elim kanda da olsa
Belki bugün değil ama elbet geleceğim
Dağlara ram etse güneş, hiç doğmasa da
Doldur saki içelim hicranımıza
Kaderin yüklediği efkarımıza
Talihin saymadığı hatırımıza
Ağlayıpta içelim koy yavaş yavaş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!