Ne zaman seni tutmak için uzatsam ellerimi
Ayrılığın kıymığı batar irkilirim
Fırtınalar koparken içimde, tutup şimşeklerimi
Sağanak halinde yıldız-yıldız düşerim
Ne zaman içimi seninle doldurmak için
çeksem nefesimi
Gülüşün bir yıldız kaymasıdır şimdi uzaklarda,
Dokunamam...
Ağırlaşır akşamlar, dar gelir damarlarım
Kanım sana doğru akar,
Durduramam...
Özlemedim seni…
Birbirimize uzak geçirdiğimiz her dakika,
Bir ağacın dökülen yaprakları gibiydi
Sonbaharın serin sokaklarında, en solgun haliydi bir renk cümbüşünün, bildik kelimelerle anlatılamayan.
Özlemek ablasını gelin vermiş bir ilkokul çocuğuydu içimizde,
Korumasız, masum, telaşlı.
Maziyi anıp ta içelim bu gece,
Hem de öyle densiz içelim ki,
Kadehler bile sarhoş olsun sarhoşluğumuzda,
Meze yapalım eski günleri,
Bu gecenin hatırına,
Gecenin karanlığında kıralım kadehleri,
Ten tene kilit, ten tene anahtar
Dil bir düğümü çözerken birini bağlar
Dudak hem gardiyandır mahkumuna,
Hem de kendi celladına ağlar
Ten tene ateş, ten tene su
Kolay mı sanıyorsun, her ayak sesinde
Yüreğin parça-parça olmak
Kolay mı sanıyorsun, her kapı çalındığında
Senin olduğunu ummak
Karanlık yüzler gördüm, birde sabahı
Sabahları karanlık yüzler gördüm
Birde karanlık yüzlerde sabahı
Günlerce suladım yeşersin diye
Şimdi gözünün içine bakıyorum,
Solsun diye
Geceler duman duman
Yaşarım talan viran
O deli hatırandan
Kaçarım zaman zaman
Geceler kan revan
Hüzün sessiz-sessiz yürür şehrimde
Mesaisi bitmiş memur edasıyla silinir güneş
Başlar kendi başına kalanların öyküsü
Yaşamak değil bu bir intihar türküsü
Kapanan kapılar dünyanın sınırı olur
Alınır raflardan acılar, görünen bir yere konur




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!