Kanatan soğuklarda canhıraş
Ekmek davasına durdu bu eller
Çocukken düştüm hayat kavgasına
Aklarla süslenen saçlarımı taradı ne yeller
Sakınmayı bilmediğim için varsıl olamazsın dediler
Ne balıklar suyun durgunluğunu bilir
Ne kuşlar gökyüzünün maviliğini
Nede insanlar hayatın güzelliğini
Dalga vurmadan, gece olmadan, süre dolmadan
Seni söylediler bana
Şöyle durup düşündüm bir an
-Neyimsin?
Seni çizdiler bana
Kapadım gözlerimi
-Düşümsün
Sen gülizarda bir gül
Ben dertli garip bülbül
Gece hasretini çeksem
Gündüz nazını
Yinede kırmam seni
Nasıl başlanır söze ayrılık mevsimi?
Herkesin yaşanmışlıkları var cebinde,
Dünü bugünden, bugünü yarından ayrı kılan ne?
Tükenmiyor muyuz hepimiz an denen sürüklenişle?
Ne tuhaf şey şu insan!
Binbir umut sığdırmış el kadar yüreğine,
Tel örgü üzerinde özgür kuş
Parmaklıklara sığmayan bir avuç düş
Anladım esaret zindana değil
Geceye mahsus
Tabakamda alın yazım
Kimileri vardır yalnızlığa mecburdur
Güneş gibi ay gibi
Kimileride masumdur yalnızlığında
Kayan yıldızlar gibi
Ayın on beşini bekleyen,
Memur gözüyle gördüm güzelliğini
On dördü akşamı.
On altıncı gün hüsranıydı elini bırakışım
Attığım aşk tohumudur kalbine
Bilmem kaç günde tomurcuklanır
Ve hangi mevsim döker son yaprağını




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!