Bir duruşun vardı, yıllanmış şarap gibi
Lakin şişede durduğun gibi durmazdın soyunduğunda
Bense sarhoş her yudumda
Bir bakışın vardı, namluda barut kokusu gibi
Üstelik öldürmezdin vurduğunda
Sürüneyim diye...
Ya kov acılarını
Ya beni de sığdır karanlığına
Ama böyle öpüp-öpüp avuçlarını;
Yalnızlığını üfleme bana...
Yıllardır beklenen bir vakit var ki
Açardı dallarım sen gelmesen de
Geçti faslı bahar artık beyhude
Derdimin dermanı olsan da gelme
Vuslata çıkmayan yollarım gibi
Her liman bir gemiden arda kalandır
Başkalarına
Ve her liman bir gemidir
Başka gemilerin liman oluşuna
Sonbahar ayrılık mevsimi dedin
Yaprakları döktün giderken
Kıştır bunun sonu dedin
Baharı, yazı sildin giderken
Hep eksik kalır bir yanım kapına gelince
Anlatmak zor zanaat biliyor musun
Giderilmiyor kusur elin değmeyince
Bir kez olsun söylemeden anlıyor musun
Gidiyorum bir yanımı seninle bırakıp
Bir daha tamamlanır mı diğer yarım
Bilmiyorum...
Ama gidiyorum işte
Bir yanımı seninle bırakıp,
Çekilesi değil ölesi bir ayrılık bu
Her ilkbahar başında göçmen kuşlar gelir,
Gurbetten, gurbete,
Yorgundurlar, kaygısızdır hepsi,
Seyrine dalarım geçişlerinin,
Bir haber beklerim,
Lâkin beyhudedir bekleyişim,
Mürekkep yeter mi arz-ı hâlime
Yazmakla biter mi gönül yarası
Teselli olur mu meyler derdime
İçmekle geçer mi aşkın acısı
Dağlama gönlümü hicran miliyle
Zehirli bir bakışını bırak
Al götür içinde sen olan günleri
Yaşanmaz bir ömür saadet umularak
Söyle neyleyim; içinde yalnız ben olmayan gözleri
Beni bırak bana,
Tut götür içimde ölmeyen seni




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!