DUR DİYEMEM Kİ
Gençliğim geçmişinin zindanında esirdi
Duymadığın intizarım, inleyen sesimdi
Düşmanım olsa bir tas su verirdi
Kırdığın gönlümü al diyemem ki
Başka bir nefessin sen soluğumda
Bilmedik bir ateşsin hiç yanmadığım
Tatmadık bir lezzetsin damağımda
Söylenmedik şiirsin hiç yazmadığım.
Ayrı bir renksin gökkuşağımda
Ateş iki yerde yanmaz
Kıvılcımı bir ise
Sevene doyum olmaz
Yürekten sever ise
Ömür yalnız yaşanmaz
Sevilen sever ise
Ölüm var elbet serde, sevda gibi
Kalbimi nasıl aldınsa
Canımı da sen al ellerinle
Kör bir kurşuna bırakma
Yada nabzımın azaldığı bir gece
Azrail’e bırakma ne olur
Ömrüm senin olsun, mutluluklarım senin
Dudaklarımdaki bir parça tebessümü alma
Birde dokunmayacaksan tenime,
Çocukça rüyalar gördüğüm uykularımı elleme
Boynunda başlar gece, ılık bahar yeli nefesin
Ay değer ak gerdanına
Yere düşer bir parça giysin
Kan yürür şakaklarıma
Dünyanın çivisi çıkar kalkınca eteklerin
Bir adım daha atınca
Eskici ne alır
Ablamdan kalma sarı bisikletimi
Eskici ne alır
Babamın sattığı üç tekerli yüreğimi
Bahtsız dilencinin beş kuruşu gibisin
Verip ekmek mi alsın
Alıp koynuna yatsın mı?
Bir duruşun vardı, yıllanmış şarap gibi
Lakin şişede durduğun gibi durmazdın soyunduğunda
Bense sarhoş her yudumda
Bir bakışın vardı, namluda barut kokusu gibi
Üstelik öldürmezdin vurduğunda
Sürüneyim diye...
Ya kov acılarını
Ya beni de sığdır karanlığına
Ama böyle öpüp-öpüp avuçlarını;
Yalnızlığını üfleme bana...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!